Sınava Hazırlık Rehberi

Deneme Çözmek Yetmez: Gerçek Gelişim Ne Zaman Başlar?

Sınava Hazırlık Rehberi

Deneme Çözmek Yetmez: Gerçek Gelişim Ne Zaman Başlar?

yazan Logbase 2026 Ağu 24 tarihinde
Yazan: Havvanur CEYLAN Sınav sürecinde sadece ders çalışmak her zaman yeterli olmuyor. Bazen ne yapacağını bilmek kadar, bunu yapabilecek motivasyonu bulmak da önemli. İşte tam bu noktada mentör akademik anlamda yol gösterirken, psikolojik danışman da kaygı, stres ve motivasyon gibi konularda omuz veriyor. İkisi birlikte çalıştığında kendini çok daha güvende ve planlı hissediyorsun. Karşılaşılan sorunlar büyümeden fark ediliyor, çözüme kavuşuyor ve böylece hedeflerine çok daha sağlam adımlarla ilerliyorsun. Kaygıyı Yok Etmek Değil, Yönetmek Gerekir Sınav öncesinde heyecanlanmak ya da kaygılanmak son derece normaldir. Asıl önemli olan, bu duyguların seni yönetmesine izin vermemektir. Kaygını doğru yönetebildiğinde dikkatin de performansın da doğrudan olumlu etkilenir. Bunun için doğru çalışma planı yapmak, nefes egzersizleri uygulamak ve kendine güvenmek şart. Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak yerine onunla baş etmeyi öğrenmek sana çok daha fazla katkı sağlar; böylece sınav anında kendini çok daha rahat hissedersin. Her Deneme Yeni Bir Başlangıçtır Deneme sınavından istediğin sonucu alamadın diye moralini sakın bozma. Çünkü her deneme aslında sana neyi iyi yaptığını ve nerede eksiğin olduğunu gösteren paha biçilemez bir rehberdir. Önemli olan sadece puana bakıp geçmek değil, o sonuçtan ders çıkarabilmektir. Her denemeden sonra biraz daha gelişme fırsatı yakalarsın; düzenli çalışıp eksiklerini tamamladığında sonraki denemede farkı zaten görmeye başlarsın. Her çözdüğün deneme seni bir sonraki sınava hazırlar. Sonuçlarını doğru analiz edip eksiklerini tamamlarsan hiçbir deneme boşa gitmez, hepsi seni hedeflerine biraz daha yaklaştırır. Başarıya Giden Yol Takiple Güçlenir Bir hedefe ulaşmak istiyorsan yaptığın çalışmaları düzenli olarak takip etmen gerekir. Çünkü takip edilmeyen bir süreçte eksikleri görmek oldukça zordur. Hangi konuda ilerlediğini, hangi konuda desteğe ihtiyacın olduğunu ancak düzenli değerlendirmeyle anlayabilirsin. Küçük gelişmeler zamanla büyük başarılara dönüşür. Önemli olan vazgeçmeden süreci devam ettirmektir; başarı tam olarak böyle oluşur. Hiç kimse bir günde büyük başarılar elde etmez. Gelişim, düzenli çalışmanın ve süreci doğru takip etmenin sonucudur. Bugün yaptığın küçük bir ilerleme yarın büyük bir fark oluşturabilir. Adım adım ilerleyen öğrenciler hem daha motive olur hem de hedeflerine daha sağlam ulaşır. Senin de bu yoldaki en büyük destekçin Tuyun Akademi'dir. Deneme Bitince Süreç Bitmiyor, Asıl Başlıyor Bir denemeyi çözüp bitirmek işin en kolay kısmı. Asıl önemli olan, sonrasında o denemeyi oturup doğru şekilde inceleyebilmektir. Çünkü analiz yapılmadan çözülen deneme sana tam anlamıyla katkı sağlamaz. Her analiz seni bir sonraki denemeye çok daha güçlü hazırlar. Peki sistemimiz nasıl işliyor? Önce hangi sorular doğru, hangileri yanlış ya da boş kalmış birlikte inceliyoruz. Sonra yanlışların nedenine iniyoruz: Konu eksiği mi var, dikkat hatası mı yapılmış, yoksa zaman mı yetmemiş? Bütün bu bilgiler bize nasıl çalışmamız gerektiğini gösteriyor. Ardından sana özel bir çalışma planı oluşturuyoruz. Böylece her deneme, bir sonrakine daha bilinçli hazırlanmanın en önemli adımı oluyor. Yanlışlar Başarının En İyi Yol Haritasıdır Yanlış yapmak öğrenmenin en doğal parçasıdır. Önemli olan hiç yanlış yapmamak değil, aynı yanlışı tekrar etmemektir. Her yanlış soru bize eksik olduğumuz konuyu parmakla gösterir. Bu yüzden yanlışlarımızdan kaçmak yerine onları dikkatle incelemek gerekir. Düzeltilen her hata, başarıya atılmış yeni bir adımdır. Unutma, bazen hayatta en çok şeyi tam da yanlış yaptığımız sorulardan öğreniriz. Analiz olmadan deneme eksik kalır; eğer yanlışlarına dönüp bakmıyorsan aynı hataları tekrar etme ihtimalin artar. Oysa birkaç dakikalık doğru bir analiz çalışma sürecini tamamen değiştirebilir. Hangi konuya ağırlık vereceğini, nerede dikkatli olman gerektiğini sana hep bu analizler söyler. Sadece Net Saymıyoruz, Hikâyeye Bakıyoruz Bir denemede sadece kaç net yaptığın her şeyi anlatmaz. Biz, o netlerin arkasındaki hikâyeye de bakıyoruz. Hangi derslerde zorlandın, hangi sorularda zaman kaybettin, dikkat hataların var mı? Bunların hepsi kritik öneme sahip. Çünkü gerçek gelişim sadece sayıların artmasıyla değil, eksiklerin azalmasıyla olur. Bazen istediğimiz sonucu alırız, bazen alamayız ama her sonuç bize mutlaka bir şey anlatır. Hangi konularda iyi olduğumuzu, nerede daha çok çalışmamız gerektiğini gösterir. Sonuçlara sadece puan olarak bakarsak birçok detayı kaçırabiliriz; oysa doğru değerlendirilen her veri bize yeni bir yol haritası sunar. Bu yüzden hiçbir deneme sonucu değersiz değildir. Deneme Analizi = Doğru ve Net Plan Doğru bir çalışma planı hazırlamanın tek yolu, doğru analiz yapmaktan geçer. Deneme sonuçlarını dikkatlice incelediğimizde hangi konuların öncelikli olduğunu net bir şekilde görebiliriz. Böylece zamanını rastgele değil, gerçekten ihtiyacın olan alanlara ayırırsın. Plansız çalışmak yerine veriye göre ilerlemek hem motivasyonunu artırır hem de çok daha hızlı gelişmeni sağlar. Her analiz, kusursuz bir planın temelini oluşturur. Doğru planla çalışan bir öğrenci de hedeflerine her gün bir adım daha emin ve huzurlu yürüyor.
YKS Maratonunda Yalnız Değildim: Beni Hedefe Taşıyan O Güçlü Sistem

Sınava Hazırlık Rehberi

YKS Maratonunda Yalnız Değildim: Beni Hedefe Taşıyan O Güçlü Sistem

yazan Logbase 2026 Ağu 21 tarihinde
Yazan: NİSA BİLKAN YKS'ye hazırlanmak sadece ders çalışmaktan ibaret değil; aynı zamanda psikolojik mücadele, disiplin ve takip süreci. Mezun senemde evde tek başıma çalışırken bu yolda kaybolabilirdim ama Tuyun Akademi ile tanıştığımda işlerin rengi tamamen değişti. Süreç boyunca yaşadığım her şeyi, aldığım destekleri ve bu dönemi nasıl atlattığımı kendi gözümden derleyip toparlamak istedim. 1. Veli Bilgilendirme ve Sıkı Takip: Baskı mı, Başarının Gizli Sırrı mı? Açık söyleyeyim, başlarda denemeye girmeyince babama mesaj gitmesi, onun bunu sorgulaması ve kendimi kötü hissetmem bazen beni bunaltıyordu. Bahane bulamayacağımı bildiğim için denemeleri hiç kaçırmadan çözmek zorunda kalıyordum; üstümde büyük bir baskı oluyordu ama sonuçta çalışıyordum! Netlerim artınca babam mutlu oluyor, beni motive etmek için hediye alıyordu; bu cidden işe yarıyordu. Ama netlerim düştüğünde de kızıyor, beni sürekli ders çalışmaya itiyordu. O hafta yanlarında oturamıyordum bile, "Sürekli ders çalış" baskısına maruz kalmamak için mecburen masaya oturuyordum, hahahaha! Ayrıca tüm derslerdeki net değişimimi ailem de görebildiği için, yerimde saydığım ya da üst üste düşüş yaşadığım anlarda hemen müdahale edip özel ders aldırıyorlardı. Süreç boyunca ailemin bu kadar ilgilenmesi ve baskı kurması ilk başta zor gelse de sonuçların direkt onlara gitmesi ortada saklayacak hiçbir şey bırakmıyordu. Saklayacak alan olmayınca da insan mecburen çalışıp daha iyi bir konuma geliyordu. 2. "Gel Konuşalım" ve "Derecelendin" Etkinlikleri: Sosyalleşmek ve Gerçek Hedefler YKS'ye hazırlanırken daha iyi derse odaklanabilmek için maalesef çok yalnız ve asosyal kalıyoruz. İşte tam bu noktada "Gel Konuşalım" etkinliği haftalık kafa dağıtmak için inanılmaz iyi geliyordu. Dışarıya çıkmak için bile hazırlanmaya gerek kalmadan kendi yaşıtımız bir sürü öğrenciyle sosyalleşebiliyorduk; her seviyeden öğrenciyle ders dışı birkaç bir şey konuşmak kafamızı boşaltıyordu. Grup etkinlik hocamız İrem Hoca da o kadar tatlı ve samimiydi ki, sıcacık bir aile ortamı oluşturuyordu. Bunun bir de "Derecelendin" ayağı vardı ki o çok önemli bir ayrıntıydı. "Gel Konuşalım"da genel olarak dertleşiyorduk ama hepimizin seviyesi farklıydı; ben 80 net yaparken öbürü 50 ya da diğeri 110 yapıyorsa birbirimizi bir yere kadar anlayabiliyorduk. Ama "Derecelendin" etkinliğinde öyle değildi! Hepimizin hedefleri, hayalleri, dertleri ortaktı. Seviye seviye ayrıldığımız için birbirimizi çok daha iyi anlıyor ve çok daha nokta atışı paylaşımlar yapabiliyorduk. 3. Neden Mentör ve Psikolojik Danışman Birlikte? Sınav sürecinde sadece ders çalışmak her zaman yetmiyor. Bazen ne yapacağını bilmek kadar, bunu yapabilecek motivasyonu bulmak da önemli. İşte bu noktada mentör akademik anlamda yol gösterirken, psikolojik danışman kaygı, stres ve motivasyon konularında destek oluyor. İkisi birlikte çalıştığında kendimi çok daha güvende ve planlı hissettim. Karşılaştığım sorunlar büyümeden fark edildi ve çözüme kavuştu; böylece derslerime ve hedeflerime çok daha sağlam adımlarla ilerledim. 4. Kişiye Özel Program ve Mentörlük Desteği Eskiden fizik kitaplarının kapağını bile açamaz, çalışmaları hep en son aylara bırakırdım. Ama durumu mentörüme anlattığımda her şey değişti. Neredeyse her gün fizik çalışarak bu derse alıştım ve sonunda eksi netlerden 12 nete kadar çıktım! Üstelik mentörüm her görevden önce mutlaka bana uygun olup olmadığını, o anki tempoma uyup uymadığını sorardı. Özellikle o hafta denemelerde hangi derste düşüş yaşadıysam, program tamamen benim o eksiğime odaklanarak yapılırdı. Bu sayede her haftamı inanılmaz verimli geçirdim. 5. Ayda 3'lü Görüşmeler ve Psikolojik Destek Her ay mentörüm ve danışman hocamla yaptığımız 3'lü görüşmeler bu süreçte kendimi hiç yalnız hissetmememi sağladı. Hem o ayki çalışmalarımızı değerlendirip ne durumda olduğumu net olarak gördük, hem de gelecek ayki planlarımızı benim ihtiyaçlarıma göre birlikte belirledik. Ders çalışmak ne kadar önemliyse işin psikolojik boyutu da özellikle mezun senesinde çok kritik. Danışman hocamla yaptığım her görüşme sonrası kendimi daha rahatlamış ve motive hissediyordum. Danışmanlık almadığım zamanlarda bir gün çok çalışıp diğer gün boşluyordum ama danışmanlık sistemi sayesinde her gün düzenli şekilde çalışabildim. 6. Kaygıyı Yönetmek ve Stres Çalışmaları Özellikle son aylarda "Ya şu an yaptığım netleri gerçek sınavda yapamazsam?" stresini çok fazla yaşıyordum. Danışman hocamla beraber yaptığımız görüşmeler ve stres-kaygı çalışmaları sayesinde bu kaygım minimuma indi. Sınav öncesinde heyecanlanmak çok normaldi ama önemli olan bu duyguların seni yönetmesine izin vermemekti. Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak yerine onunla baş etmeyi öğrendim ve kendine olan güvenim kat kat arttı. 7. Meslek Seçim Rehberliği Sürece başkarken net bir hedefim yoktu. Danışman hocamla meslek testi çözdük ve hangi alana uygun olduğumu anlamaya çalıştık. Daha önce sayısal olmama rağmen hukuk düşünüyordum ancak meslek testi sonucunda mühendisliğin de bana çok daha uygun olduğunu fark ettik ve yolumuzu netleştirdik. Özetle; bu maraton zorluydu ama doğru yönlendirme, sıkı takip, harika etkinlikler ve arkamda duran güçlü bir ekiple bu işin üstesinden geldim. Şimdi dönüp baktığımda iyi ki Tuyun Akademi ile yollarımız kesişmiş diyorum!
Denemeler Kaçmak İçin Değil, Kazanmak İçindir: Yanlışlarını Avantaja Çevir

Sınava Hazırlık Rehberi

Denemeler Kaçmak İçin Değil, Kazanmak İçindir: Yanlışlarını Avantaja Çevir

yazan Logbase 2026 Ağu 18 tarihinde
Yazan: KÜBRA ÇELİK Deneme sınavı biter, "Netlerin açıklandı" mesajı telefona gelir. Kalbim küt küt atarak sonuçlara bakarım; kimi zaman hayal kırıklığı, kimi zaman ufak bir tebessüm... Peki, ya sonra? Çoğu öğrencinin yaptığı o klasik hata devreye girer: Deneme kağıtları bir kenara atılır, yanlışlar öylece bırakılır ve yeni konulara koşturulur. Çünkü yanlışlarımızla yüzleşmek, o an için insana en acı veren şeydir. Zihniyetimiz bize denemeyi sadece bir puan ölçüm aracı olarak öğretir. Oysa gerçek şu ki; her deneme, eksik olduğun yerleri parmakla gösteren paha biçilemez birer pusuladır. Denemelerden kaçmak, aslında kendi gelişim yolundan kaçmaktır. Yanlışlardan korktuğumuz sürece aynı döngüde dönüp dururuz. Peki, bu kısır döngüyü kırmanın yolu nedir? Cevap net: Anında Sonuç Sistemi, Türkiye Geneli Sıralama Takibi ve Sıfır Hata Kitapçığı. Tuyun'daki Anında Sonuç Sistemi sayesinde deneme biter bitmez kaç net yaptığımı hemen görebiliyor, soruların yanındaki video çözümlere bakarak yanlış yaptığım soruları vakit kaybetmeden anında analiz edebiliyorum. Soruları yarına bırakmamak, eksikleri taze taze kapatmak gelişim hızımı katbekat artırıyor. Özellikle mezun senemde dershaneye gitmediğim için rakiplerim arasındaki durumumu görmek büyük bir soru işaretiydi; Türkiye Geneli Sıralama Takibi sayesinde gerçek konumumu net bir şekilde görerek çalışmalara çok daha fazla asıldım, her denemeyi yeni bir başlangıç ve başarıya giden yolda güçlü bir veri olarak değerlendirdim. Eskiden yanlış ve boş soruları defterlere geçirmek, kesip yapıştırmak başlı başına bir eziyetti. Saatler harcanır, insan üşenir ve o sorular bir daha asla açılıp okunmazdı. Ancak sistemli bir yaklaşımla hazırlanan Sıfır Hata Kitapçığı, bu sorunu kökten ortadan kaldırdı. O ay girdiğim denemelerde yaptığım tüm yanlışlar ve boş bıraktığım sorular, biriktirilmek zorunda kalmadan, düzenli bir şekilde benim için toparlandı. Önüme toplu halde gelen o yanlışları gördüğümde, onlardan kaçmak yerine üzerine gitmek zorunda kaldım. İşin en büyüleyici kısmı ise şu: Birkaç hafta önce yapamadığım o soruyu, aradan zaman geçip tekrar çözdüğümde artık öğrendiğimi net bir şekilde fark ediyorum. Netlerimde yaşadığım bu büyük ve kalıcı artış, eksiklerin üzerine bu bilinçle gitmem sayesinde oldu. Bu durum bana sadece net artışı sağlamadı; aynı zamanda "Ben bu konuyu halledebiliyorum" özgüvenini kazandırdı. Soru defteri tutmak için harcanan o saatler boşa gitmedi, doğrudan zaman tasarrufu ve verime dönüştü. Unutma, deneme çözmek işin en kolay kısmıdır. Asıl sınav, o denemeden sonra masaya oturup gerçek analizi yapabilme cesaretidir. Yanlışlarımızı birer başarısızlık lekesi olarak değil, bizi hedefine bir adım daha yaklaştıracak en değerli veri olarak görmeliyiz. Eğer sen de denemelerden kaçıyor, yanlışlarının altında ezildiğini hissediyorsan, stratejini değiştirmenin vakti geldi. Yanlışlarını saklama, onları avantaja çevir.
Sınav Sürecinde "Mükemmeliyetçilik" Tuzağı: Bir Adayın Yıllar Süren Mücadelesi

Sınava Hazırlık Rehberi

Sınav Sürecinde "Mükemmeliyetçilik" Tuzağı: Bir Adayın Yıllar Süren Mücadelesi

yazan Logbase 2026 Tem 29 tarihinde
"İnsanın en ağır yükü, gerçekleştiremediği potansiyelidir." Yazan: İREM DURAĞI  Bu sözü ilk duyduğumda sadece bir cümleydi. Bugün ise 6 yılımı, yani hayatımın neredeyse dörtte birini YKS’ye adamış biri olarak, bu sözü tüm hücrelerimde hissediyorum. Kazanırsam bu bir "azim hikayesi" olacak, belki de ilham vereceğim. Peki ya kazanamazsam? Bu soruyu sorarken bile gözlerim doluyor. Çünkü biliyorum ki toplum, sürece değil sadece sonuca odaklanır. Bu yazı, başarısızlık damgasından yorulmuş ama vazgeçmeyi reddetmiş birinin itirafıdır.  2021 yılında liseden mezun olduğumda, pandeminin yarattığı belirsizlikler ve içsel bir travmayla hayatım altüst olmuştu. Büyük bir depresyonun içindeyken tutunacak tek bir ışık buldum: Doktor olmak. Geçmişte yaşadığım sağlık sorunları ve hastane koridorlarında doktorların hayatlara dokunuşuna duyduğum hayranlık bana ilham verdi. Ne kadar sürerse sürsün o beyaz önlüğü giyecektim. Masaya oturdum, en zor dersim olan fizikle savaşa başladım. Ailece pikniğe gittiğimizde bile dünyadan soyutlanmış, ders videolarının içine gömülmüştüm. Ancak en büyük hatayı sürekli tekrarlıyordum: Kusursuzluk takıntısı. Dershaneye gitmiyor, deneme çözmekten korkuyordum. Zihnimde "Deneme çözmek için her konuda kusursuz olmalıyım" gibi yanlış bir inanç vardı. Bu takıntı sınav anındaki başarısızlıklarımı besledi. 3. girişimde kendimi antidepresan kullanırken, saç yolma hastalığıyla mücadele ederken buldum. Sınav anında kalem oynatamayacak kadar kaygılıydım. Ailenin baskısı, "başka bir bölüm yaz git" sesleri ve metrobüs kalabalığında kendimi sorguladığım o mutsuz günler... Bilgisayar mühendisliğini burslu kazandığımda bile kalbim oraya ait değildi. Bir gün metrobüste tıp öğrencilerini ders çalışırken gördüm ve yanlış yerde olduğumu anladım. O gün, kazada yaralanan birine yardım ederken hissettiğim o anlam dolu an, bölümü bırakma kararımın fitilini ateşledi. Aileme haber vermeden okulu bıraktım. Artık her gün yalan söylemek, kütüphanelerde gizlice ders çalışmak ve kırık OBP gerçeğiyle savaşmak zorundaydım.   Süreç 2025’in sonuna kadar bu gerginlik sarmalıyla devam etti. Sonunda aileme her şeyi itiraf ettim. Beklediğim tepki gelmedi; çünkü artık onlar da istemediğim bir bölümde başarılı olamayacağımı anlamışlardı. Tuyun Akademi’nin deneme paketleriyle, bazen günde 13 saat çalışarak o hayalin kapısını zorladım. Bugün, o kitapları atmaya kıyabildiğim o noktadayım.  Ben bu sınavda sadece bilgiyle değil; psikolojimle, hayat şartlarıyla, sınav anındaki horlayan gözetmenle, aile krizleriyle ve kendi mükemmeliyetçiliğimle savaştım.  Eğer sen de "Sadece ders çalışmak yetmiyor, neden olmuyor?" diye soruyorsan, yalnız değilsin. Bu sınav bir bilgi ölçümü olduğu kadar bir dayanıklılık sınavı. Sonuç ne olursa olsun, bu süreçte verdiğin her emek kıymetli. Ben hâlâ o kapıyı çalıyorum, sen de kendi kapını çalmaktan vazgeçme.
Öğrenciler İçin Eğitim Danışmanlığı Neden Önemlidir?

Sınava Hazırlık Rehberi

Öğrenciler İçin Eğitim Danışmanlığı Neden Önemlidir?

yazan Faruk Tolu 2026 Oca 12 tarihinde
Öğrenciler İçin Eğitim Danışmanlığı Neden Önemlidir? Seni diğerlerinden farksız yapmaya Bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, Kendin olarak kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, Artık hiç bitmez. (E.E. Cummings) Sınava hazırlanan bir öğrencinin kendi olma savaşı hiç kolay değildir. Uzun yıllardır bir okyanusta yüzüyor ve karaya varmak üzeredir. Bazen boğulma tehlikesi geçirir, yalnız hisseder, kaygılanır, üzülür, endişelenir, rotayı şaşırır, kendini kaybeder, bazen de karaya varmaya çok yakın hissedip pozitif bakar hayata. Tüm bu zorlukları tek başına göğüslemek bir öğrenci için çok zor olsa gerek. Bazen kendini okyanusu aşan yüzücü gibi hissedebilir. Bu zorlu süreçte yalnız olmadığına inanmak ister. Eğitim danışmanlığının ben bu yüzden önemli olduğunu düşünüyorum. “İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.” diyor George Orwell 1984 isimli kitabında. Eğitim danışmanlığında hem anlaşılıp hem de profesyonel destek almanız mümkün. Bireysel Çalışma Programının Önemi Okullarda öğrencilerle konuşurken öğrencilere aylık olarak hazır bir ders çalışma programı verilmesinin pek de verimli olmadığını gördüm. Bunun temel sebebi her insanın yaşantısının öznel olmasıdır. Her insan biriciktir çünkü. Bilgi birikimleri, yaşantıları, duyguları, konular ve derslerle ilgili eksikleri birbirinden çok farklıdır. Bu yüzden bireysel program aslında her öğrenci için önem arz eder. Yıllardır öğrencilerimle çalışırken bireysel program yapanların yapmayanlara (rastgele çalışanlara) göre sonuçta daha başarılı olduklarını gördüm. Bu yüzden siz de eğer bireysel bir çalışma programı şimdiye dek hazırlamadıysanız işe buradan başlayabilirsiniz. Yukarıdaki görselde boş bir haftalık plan mevcut. Bir annenin bu planı bir menü olarak kullandığını hayal edelim. Pazartesi günü semt pazarı kuruluyor, mahallesinde ve pazara gittiğinde ne alacağına karar veremiyor. Haftalık olarak baştan bir plan yapmaya karar veriyor ve bu boş plana her güne bir menü oluşturuyor. Normalde yemek için annenin kaygı için puanı çok yüksek iken şimdi muhtemelen daha az kaygı ile alışverişe gidecektir. Çünkü belirsizlikleri azaltmış oldu. Eğer sınavla ilgili kaygınız yüksek ise muhtemelen belirsizlik çok fazladır hayatınızda. Belirsizlikleri azaltmanın en iyi yollarından biri haftalık olarak plan hazırlamaktır. Okullarda veya dersle ilgili danışılması gereken kişilere genellikle rehberlik öğretmeni, psikolojik danışman veya rehber öğretmen dendiğini duymuşsunuzdur. Rehber öğretmenler genellikle psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünden mezun olup profesyonel olur. O yüzden danışmanlık almak için ideal kişilerdir. Peki danışmanlık alınca ders konusundaki verimlilik nasıl artıyor? Yazının başında bir metafor kullanmıştım. Bir okyanustasınız ve karaya varmak istiyorsunuz ama rotayı şaşırıyor, kaygılanıyor veya bazen ne yapacağınızı bilmiyor, yalnız hissediyorsunuz. Profesyonel destek ile rotanızı bulacak, verimliliğinizi artıracak ve karaya daha kolay varacaksınız. Uzun yıllardır öğrencilerde gözlemlediğim bir durumdur bu. Ancak şu farkı iyi bilmek gerekir. Sosyal medyada veya başka mecralarda koçluk adında öğrencilere bu desteği sunduğunu iddia edenler vardır. Koçluk ile akademik danışmanlık veya profesyonel rehberlik birbirinden farklı şeylerdir. Yardım aldığınız kişi kim olursa olsun başka mesleklerde dahi doktor, avukat, diş hekimi vb. yetkin olması gerekir. Atalarımız çok güzel söylemiş bu konuda: Yarım hekim candan yarım hoca dinden eder.  Sevgili öğrenciler, lütfen bol bol hata yapın, çünkü hata yapmak bir gelişim fırsatıdır. Orhan Gencebay şarkısında hatasız kul olmaz diyor. Profesyonel rehberlik aldığınızda hatalarınızı daha çok fark edecek ve kendinizi daha iyi tanıyacaksınız ve daha verimli bir ders çalışma hayatınız olacak. Unutmayın yalnız değilsiniz. TUYUN AKADEMİ DANIŞMANLIK SİSTEMİNİN 5 KATKISI 1. Pozitif Bakış Açısı Edinme ve Motivasyon Artışı “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” Mustafa Kemal Atatürk Bazen çıkmazda kalıp umutsuz ve bardağın boş tarafını daha çok görmek istediğimiz zamanlar oluyor. Özellikle öğrencilerimle çalışırken bu durumu en çok deneme sınavlarında yaşanan düşüşlerden sonra görüyorum. Sanki tüm felaketler benim başıma gelecek düşüncesi insanın zihnine yerleşiyor. En sık kullanılan hatalı düşünceler arasında “Ben başarısız biriyim.”, “Ben asla zeki biri olmadım.”, “Ne kadar çalışsam da başaramam.”, “Zaten temelim yok, boşa çabalıyorum.” gibi temel düşünce hataları vardır. Bu düşünce hataları olumsuz duygulara daha çok insanı yöneltmekte ve bu olumsuz duygularla birlikte olaylara negatif taraftan bakma durumu gerçekleşmektedir. Heraklitos’un “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” bakış açısından hareketle bu negatif bakış açısının profesyonel destek ile pozitif bakış açısına evrildiğini yüzlerce kez danışanlarımda gördüm. Herkes için aynı formül geçerli olmuyor maalesef. Bu yüzden her bireyin yaşantısındaki bakış açısı, değişim isteği, üzüntüler, anılar, aile örüntüleri, çevre ilişkileri, yaşanan şehir, özgüven, stresle başa çıkma yetisi, değerleri vb. birçok konu vardır. Bir metafor olarak, hayat ırmağındaki bir sal içerisinde akıntı boyunca yolculuk ettiğinizi düşünün. İlk zamanlar ırmak sakindir, rahat bir tempoda akıp gider, ancak sonrasında akıntı giderek hızlanır ve bazı türbülanslarla karşılaşırsınız. Akıntıda sürüklenip yara bere içinde kaldığınızda, ırmaktan bıkmaya başlar ve kıyıya doğru yüzersiniz. Tüm o kayalar, sığ ve soğuk sular yüzünden bir kenara çekilir, ırmağa sövüp sayarsınız. Siz bunu yaparken, su akıp gitmeye devam eder. Sırf siz memnun değilsiniz, baştan başlayasınız diye ırmak akışını tersine çevirip yukarı doğru akmaya başlamaz. Ayrıca ırmağa bağırarak da onun tabiatını değiştirmeniz mümkün değildir. Kıyıya çıkarak sadece nihai durağa giden yolculuğu ertelemiş olursunuz. Biz Tuyun Akademi Danışmanlık Sistemi’nde sizi ırmağa geri döndürmek istiyoruz. Ve bunu yaparken önünüzde daha çok türbülanslar, sığ sular ve kayalar olduğu bilgisini de veriyoruz. Irmağın ne olduğunu bize öğreten, ırmakta olma deneyiminin tamamıdır. Unutmayalım ki hem sakin ve durgun hem de hızlı ve coşkun bölümleri ırmağın bir parçasıdır. Motivasyon hayatımızı sürdürmemiz için şart olan bir kelime sanki. İçimizden gelen bu istek bir arkadaşımızın doğum gününde ona hediye almamızı sağlar. Bu motivasyon insana aşıları buldurdu, bu motivasyon insanı uzaya gönderdi. Bu motivasyon aynı zamanda sizi her gün masanın başına oturttu. Bu motivasyon dünyanın 7 harikasını, piramitleri yaptırdı insanoğluna, bu motivasyon yani içimizdeki yaşama bağlılık, yaşam enerjisi bize aşılmaz denilen her şeyi aştırıyor sanki. Motive olamadığımız da çok zaman oluyor. Hep başarılı örnekler verdiğimi fark ettim. Başarısız olup tökezleyen nice insan da var. Başkalarına da bağlı hayatlarımız olabilir. Tuyun Akademi Danışmanlık Sistemi’nde motivasyon konusunda da öğrencilere sayısız faydası olduğunu düşünüyorum. Bu değişimi birlikte başarıyoruz. Varoluşçu psikoterapinin kurucularında Viktor Frankl değişim konusunda şöyle diyor: “Bir şeyleri değiştirmemiz mümkün olmadığında, kendimizi değiştirmekle yüzleşiriz.” Değişim için Tuyun Akademi’deki danışman ve mentörlerin motivasyonlarına bizzat şahit oluyorum. :) Bu kısmı bir şiirle tamamlamak istiyorum. Öyle bir hayat yaşadım kiCenneti de gördüm cehennemi deÖyle bir aşk yaşadım kiTutkuyu da gördüm pes etmeyi deBazıları seyrederken hayatı en öndenKendime bir sahne buldum oynadımÖyle bir rol vermişler kiOkudum okudum anlamadımKendi kendime konuştum bazen evimdeHem kızdım hem güldüm halimeSonra dedim ki “söz ver kendine”Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksinSevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksinUçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksinKorkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersinÖyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdımÖyle çok değerliymiş ki zamanHep acele etmem bundan, Anladım… Friedrich Nietzsche 2. Duygu Yönetimi Başarısı “Kışın derinliklerinde, en sonunda içimde yenilmez bir yaz olduğunu öğrendim.” Albert Camus Ne kadar zordur değil mi aklımızın odalarında sürekli düşüncelerin dolaşması. Bazen uyutmaz, bazen iştah kapatır, bazen de hayaller kurdurur. Duyguları yönetmek hayatımızı yönetmek gibidir. Direksiyonda biz olduğumuzda çok daha kolay yönümüzü çizebiliyoruz mesela. Sadece sınav hazırlığında mı duygu yönetimine ihtiyaç duyarız? Hayatın her alanında duygularımız bizimledir. Bizi biz yapan temel ögelerden biridir duygular çünkü. Hayatın her alanını biraz açalım istiyorum. Mesela sabah uyanan her insanın duygusu o kadar farklı olur ki. Ya da insan ilişkilerindeki duygularımız. Ailemizle ilgili olan duygularımız. Okula giderken, yolda yürürken sevdiğimiz bir hayvanla karşılaştığımızda olan duygularımız. Vapurun güvertesinden martılara simit atan çocukların duyguları. Okuma yazmayı ilk defa öğrenen birinci sınıf öğrencisinin duygusu. Bütün bunların bir de ismini koymuşlar. Sevinç, hüzün, kaygı, endişe, öfke, yeterli, gururlu, yetersiz, incinmiş saymakla bitmez… Ve hepsi hayatımızın ayrılmaz birer parçası. “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” Yunus Emre Duygularımızı iyi yönettiğimizde insanların gönlünde de yer edinip sağlam dostluklar ve kalıcı ilişkiler geliştiriyoruz. Tuyun Akademi Danışmanlık Sistemi size duygularınızı çok daha iyi yönetmeniz ve duygularınızın daha çok farkında olmanız için sayısız fırsat sunuyor. Hayat bir çizgi değil diyor bir zen ustası, birbiri ardınca gelen şimdilerden ibaret. Hayat uzun bir şimdiden başkası değil. John Lenon’un ifadesiyle, “Hayat siz planlar yaparken başınıza gelen şeydir.” İnsan zamanın sınırlarını aşabilen bir varlık. Yaşantısına, uzak geçmişin ve geleceğin ışığında bakabilir, geçmişin seslerini ve geleceğin imgelerini bugüne taşıyabilir. Zaman, insan varlığının kalbidir. Duygularıyla birlikte anı yaşayan, insanın öz farkındalığı da oldukça yüksektir. Hayatın kendisi de yolda olmaktır aynı zamanda. Varmaktan da önemlidir bu çoğunlukla. Tuyun Akademi yolculuğunuzda hep yanınızda. 3. Özgüvende Yaşanan Değişimler Yeryüzünün tarihi insanoğlunun zorluklar karşısında mücadele etmesi konusunda sayısız örneklerle doludur. Bu durum insana yeni zorluklar karşısında tekrar savaşma azmi verdi. Ve tarih boyunca insanın kendine güveni oldu böylece. Özgüven kelimesi, öz ve güven kelimelerinin birleşimi ile oluşuyor. Yani bir bakıma insanın özünün farkında olması ve özüne (kendine) yönelmesi sonucu, özüne güvenmiş oluyor insan. Peki özüne güven diyen insan bir kez demeyle güveniyor mu? Tabii ki hemen güvenmiyor. Emeklemeye başlayan bir bebek yürümeye başladığında ayağa kalktığında düşüyor, dizleri elleri yaralanıyor ancak yine de vazgeçmiyor ve özüne güvenmeye devam ediyor. Peki ne oluyor da insan büyüdükçe özüne güvenmekten imtina ediyor? Biraz felsefe yaptık sanki. Ama insanın yaşamla ilgili de felsefesi olması lazım değil mi? Önüne çıkan engellerde hata yapan insan hatanın bir gelişim fırsatı olduğunu görmediğinde o hatasına çok üzülüyor. Hele de çevresindeki insanlar tarafından hata yapmasına izin verilmiyorsa ve her şeyi mükemmel yapması bekleniyorsa. Bu durumda özüne güvenilmeyen bir çocuk oluyor. Başkalarının özüne güvenmediği çocuk yavaş yavaş kendi özüne de güvenmiyor. Ancak bunlar aşılmaz durumlar değil. Profesyonel psikolojik danışmanlar ile bu yolculuğunuzda yalnız değilsiniz. Özgüven bence çok ama çok önemli bir konu. Yaşamdan keyif almamızda bile etkili. Yetersizlik hissi yaşayan, özgüven problemi yaşayan insan yeni yaşantılara daha kapalı oluyor çünkü. Danışmalarımızda güçlü yönleri ve zayıf yönleri birlikte keşfediyoruz ve bunun için envanterler kullanıyoruz. Örneğin kişilik testi; bu test ile güçlü ve zayıf yönleri keşfedip geliştirilmesi gereken yanlara odaklanıyoruz. Bu özgüveni geliştirmenin yollarından yalnızca bir tanesi. Gerçekçi hedefler belirleyip danışmalar bitene dek bunun üstünde çalışıyoruz. Özgüven geliştirme de bunlardan bir tanesi oluyor haliyle. Özgüveni yerinde olan öğrencilerin genel olarak daha pozitif ve motivasyonu yüksek öğrenciler olduğunu gördüm. Bütün bunlarla beraber gerçekçi olmak, kendimizi eleştirirken de olumlu özelliklerimizi değerlendirirken de aşırıya kaçmamak. Bunları daha detaylı tabii ki danışanlarımızla konuşuyoruz. Değerli öğrenciler, Bunlar dışında çok önemli bir konu da hatalar yapıldığında vazgeçmeme özelliği, özgüvenli insanlardaki ortak özellik bence. Hata yapmak o kadar olağan bir şey ki bu hayatta, deneme sınavlarındaki düşüşlerden sonra birçok öğrencimin hayata küstüklerini dahi gördüm yıllardır. Biz bunu bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. “Hata eşittir gelişim fırsatı” bakış açısı ile bizi yıkacak bir engel görünmüyor. Engelleri birlikte aşmak isteriz sizlerle. 4. Akademik Başarıda Artış Tuyun Akademi Danışmanlık Sistemi’nde yıllardır en net gözlemlediğim durumların başında bu durum yani akademik başarıdaki artış geliyor. Bunun temel sebebini danışmanlık programındaki haftalık mentör görüşmeleri ile beraber haftalık planlar yapmak ve bu planları uygulamak, psikolojik danışman görüşmeleri ile sürecin yönetimi, duygu yönetimi, özgüven, kaygı ile baş etme, motivasyondaki artış gibi konular olarak görüyorum. Hayatın yokuşu inişli çıkışlı. Başarıya giden yol da öyle. Ekonomi haberlerindeki grafikler gibi zikzaklarla dolu. TYT ve AYT denemelerinde hep aynı netleri yapmak hiçbir işe yaramazdı doğrusu. O gün hava kapalı oluyor ve denemeye giriyoruz, bir bakıyoruz moralimiz bozuk ruhumuz kasvetli. Aslında hiçbir problem yoktur belki de. Ancak bu bile duygu yönetiminin ne kadar önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Bir öğrenci düşünelim. YKS’den sonra diş hekimliği bölümünü yazmak istiyor ancak kafası biraz karışık; meslek seçimi konusunda yardımca ihtiyacı var. Aynı zamanda yüksek derecede sınav kaygısı var. Tuyun Akademi Danışmanlık Sistemi’nde ki yolculuğunu bir özetlemek isterim. Tuyun denemelerini de almış olsun bu öğrenci. 1 ay boyunca diş hekimliği bölümünde okuyan mentörü ile düzenli 4 hafta görüşme yapacak ve her hafta birlikte program hazırlayacaklar. Program hazırlanırken Tuyun Akademi’den almış olduğu Türkiye geneli kurumsal denemelere girdiği için bu denemelerin analizi yapılacak ve haftalık hedeflere yazılacak. Alanında uzman psikolojik danışman ile danışmanlık süreci yürütülüyor. 15 günde 1 olmak üzere 2 defa görüşme yapıyorlar ve bu görüşmeler gizlilik prensibi ile yürütülüyor. Bu görüşmelerde meslek seçimi konusunda bir adet envanter uyguluyor danışman ve sınav kaygısı ile ilgili profesyonel destek sunuluyor. Bu görüşmelerden sonra öğrenci, mentör ve danışman üçlüsü bir adet üçlü görüşme gerçekleştiriyor ve süreci tamamlıyorlar. Bu bir ay sonucunda tamamen öğrencilerin cümleleri ile öğrencilerden aldığımız dönütler ise şöyle: Kendimi anlaşılmış hissettim. Daha düzenli bir hayatım var. Kaygımı daha iyi kontrol ediyorum. Akademik anlamda daha yeterli hissediyorum. Yalnız olmadığımı hissediyorum. Rutinin içinde kendimi daha güvende hissettim. Daha planlı bir insan oldum. Erteleme davranışlarım azaldı. Oyun ve sosyal medya bağımlılıklarım azaldı. Geleceğe dönük daha umutlu bakıyorum şu an. Meslek seçimi konusunda kararsızlıklarım azaldı. Kendimi daha iyi tanıyorum. Değişim yaşadığımı hissediyorum. Eleştirilmeden yargılanmadan dinlenmek çok iyi geldi. Bir ayda dahi bu değişimleri yaşayan öğrencilerim çok fazla oldu. Daha uzun süre danışmanlık alan öğrencilerimizin ise çok daha fazla değişim oldu hayatında.     5. Zamanı Etkili ve Verimli Kullanma Becerisi “Eninde sonunda bu yola gireceğimi biliyordum ama dün yola gireceğim günün bugün olduğunu bilmiyordum.” Narihara Zaman kelimesinin değerini yıllar hokkabaz gibi değiştiğinde daha iyi anlıyoruz. YKS’ye hazırlanan bir öğrenci için zaman yönetimi, kaygı seviyesinin kontrolünde önemli bir hal alıyor. Mentörlerimiz eşliğinde hazırlanan programlar ile birlikte zaman yönetimini daha aktif hale getiriyoruz ve belirsizlikleri azaltıyoruz. Bu sayede daha disiplinli ve daha özgüvenli oluyoruz. Bir sonraki blog yazımızda görüşmek üzere, sevgiler. Umur DUYUL Psikolojik Danışman
Ramazan Ayında Verimli Ders Çalışma

Sınava Hazırlık Rehberi

Ramazan Ayında Verimli Ders Çalışma

yazan Faruk Tolu 2026 Oca 12 tarihinde
RAMAZAN AYINDA VERİMLİ DERS ÇALIŞMA Ramazan ayına girmemize sayılı günler kala aklından geçen soruların farkındayız. Ramazan ayını doğru stratejiler ile birleştirip çifte bayram yaşamaya ne dersin? Hem ibadetini yapıp hem de netlerini yükseltmek istiyorsan yol rehberimizi okumaya devam et.  Evet yanlış okumadın! Netlerin yükselmesinden bahsediyoruz. “Hocam ben oruç tutarken bunu nasıl yapacağım?” dediğini duyar gibiyiz. Hadi gel, bunu başarabilmen için en önemli şeyi konuşarak başlayalım: İyi bir ders programı. Ramazan Ayında İyi Bir Program Nasıl Olmalı? Ramazan ayında öğrencilerin sıkça sorduğu soruların başında “Oruç tutarken nasıl verimli ders çalışabilirim?” geliyor. Verimli ders çalışmayı zamanı amaca yönelik olarak kullanma becerisi olarak tanımlayınca bizi cevaba da götürdüğünü görüyoruz. Verimli ders çalışmak ilk olarak kendin için en doğru programı oluşturmakla başlar. Peki “Doğru bir program neleri içermeli?” diyorsan işte dikkat etmen gereken şeyler: 1) Bireysellik: İyi bir ders çalışma programı her zaman kişiye özgüdür. Doğru program senin kısa ve uzun vadeli hedeflerine, çalışma alışkanlıklarına ve rutinlerine bağlı olarak değişir. Bu nedenle birazdan değineceğim noktaları dikkate alarak özgün bir program oluşturmalısın. Unutma programlar ayrıca kişisel ihtiyaçlardan beslenerek oluşturulur. 2) Uygulanabilirlik: Ders çalışma programının senin zaman aralıklarına, öncelik verdiğin derslere ve derslerin gerektirdiği materyallere uygun olmalı. Örneğin okula ya da dershaneye giden bir öğrenciyle evde hazırlanan öğrencinin derse ayıracağı saatler elbette farklı olacaktır. Ayrıca, ders çalışma programının uygulanabilir olması sana bir şeyleri başarma duygusu verecek ve böylece her yeni güne daha istekli uyanacaksın. 3) Devamlılık: Biliyoruz ki Ramazan ayının ilk günleri hepimiz için zor geçerken zamanla hem mental olarak hem fiziksel olarak aç olmaya da uyku alışkanlıklarımızın değişmesine de alışıyoruz. Bu sebeple ilk günlerde programa uyum sağlamakta zorlansan da pes etmeden devam etmelisin. Bu temel unsurları odağa alarak kullanabileceğin bazı örnek programlar oluşturduk. Eğer uzman bir görüşle bireyselleştirip yola başlamak istersen Sprint Danışmanlık Paketi tam sana göre, incelemek istersen https://www.tuyunakademi.com/paket/sprint-danismanlik-paketi. 12. SINIFLAR İÇİN ÖRNEK PROGRAMLAR Okula giden öğrenciler için ilk tavsiyemiz kesinlikle gece uykusunu iyi almaları. Sahura kadar ders çalışıp sonra okula gitmek gün içerisinde uykusuzluğun verdiği fiziksel ve mental yorgunluktan dolayı derslere odaklanmanı engelleyebilir. Unutma sağlam kafa sağlam vücutta olur; bunun da ilk şartı dinç olabilmektir. Okulda geçirdiğin süreyi tamamen yok saymıyoruz. Teneffüslerde, boş derslerde ve öğle aralarında yapacağın tekrarlar veya soru çözümleri günlük programını rahat bir şekilde tamamlamana yardımcı olacaktır. Okuldaki hocalarına yapamadığın soruları sormak da yine bu süreyi etkili geçirmene katkı sağlayacaktır. Bunların yanında sosyal etkileşimin pozitif yönlerini göz ardı etmeyelim. Arkadaşlarınla grup çalışmaları yapmak, soru-cevap şeklinde ders çalışmak; derslerin yanı sıra sohbet etmek de akademik yükselişe fayda sağlayacaktır. MEZUNLAR İÇİN ÖRNEK PROGRAMLAR Mezun öğrenciler ilk olarak gece mi gündüz mü uyanık kalacaklarını seçmeliler. Bizim tavsiyemiz ve bilimsel olarak doğru olan, gece uykunu alıp gündüz saatlerini ders için kullanmandır. Ama biliyoruz ki bazı öğrencilerimiz için şartlar gece ders çalışmak için daha uygun. Bu yüzden her iki düzen için de program hazırladık. Mezunlar için en önemli kısım ise kararlılık. Bir hafta gündüz bir hafta gece ya da birkaç gün gündüz birkaç gün gece çalışacak şekilde sık sık düzen değiştirmemelisin. Elbette seçtiğin düzenden vazgeçip diğer düzeni uygulayabilirsin ama bunu sürekli yapmak maalesef verimini arttırmak bir yana dursun tam aksine verimini oldukça düşürecektir.  📌 Bu programları örnek olarak hazırladığımız için aynen kopyalamak herkes için verimli olmayacaktır. Bizim tavsiyemiz kendi yaşadığınız ilin sahur ve iftar saatlerine, aile yaşantınıza, kendi çalışma alışkanlıklarınıza, uyku düzeninize göre programı yeniden kurgulamanız. Önemli olan gerçekçi bir rutin oluşturup başlamak. Zamanla bazı ufak tefek değişikliklere de yer verebilirsiniz. Bu konuda profesyonel birinden yardım almak ve çalışmalarınızı denetim altında tutmak isterseniz Tuyun Akademi’nin uzman kadrosuyla yol haritanızı daha da kişiselleştirebilirsiniz. Şu anda indirimli paketleri incelemek için https://www.tuyunakademi.com/paketler/yks-danismanlik adresini ziyaret edebilirsin. ORUÇ TUTARKEN DERS ÇALIŞMA VERİMLİLİĞİ Oruç tutarken ders çalışma verimliliği kişisel birçok etmene bağlı olarak etkilenir. Doğru yönetilmesi gereken bir başlangıçla kısa sürede alışkanlıklarını yeniden düzenleyebilir ve sınav maratonuna devam edebilirsin. Burada vereceğimiz tavsiyeleri uygulamak tek başına yardımcı olacağı gibi diğer alanları da kuvvetlendirmene yardımcı olacak. Verimli Saat-Doğru Ders Eşleşmesi Nedir bu ders çalışmak için en verimli saat? Kısaca şöyle anlatalım: senin ders çalışmak için fiziksel ve mental olarak en iyi hissettiğin, odaklanma seviyenin en yüksek olduğu aralıktır. Bu saatler normal zamanda herkes için daha fazla çeşitlilik gösterse de Ramazan ayında daha tipik saatlere bölünüyor. Özellikle sahurdan sonraki dört saat boyunca hem tokluk hissinden hem de yeni uyananlar için enerjiklik açısından oldukça verimli. İftardan sonra ise kısa bir dinlenmeden sonra yine verimli saatler başlamış oluyor. Peki verimli saat olur da verimsiz saat olmaz mı hiç. Bu noktada da iftara kısa bir süre kala (ortalama bir saat) açlık ve susuzluk son noktaya ulaştığından veriminiz düşecektir. Bu nedenle verimli saatleri kullanıp verimsiz saatlerde dinlenerek daha akıllıca çalışmış olursun. Hadi bu verimli saatleri bir de doğru derslerle eşleştirelim. Burada iş sana düşüyor. Yeni bir konu öğreniyorsan, deneme çözmek istiyorsan bunu sahurdan veya iftardan hemen sonra yapmanı tavsiye ederiz. Saat ilerledikçe yorgunluk ortaya çıkmaya başlayacağından soru çözümlerini konu tekrarlarını o tarafa bırakmanda fayda var. Ayrıca önceliği mutlaka kötü olduğun/sevmediğin derse ver. Böylece yine ilk olarak bu kısmı bitirdiğinden programın kalanı çocuk oyuncağı gibi gelecektir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi verimli saatler tabii ki yerini yavaş yavaş bırakırken bu düşüşe nasıl uyum sağlayacağına da değinelim. En verimli olduğun zaman diliminde çalışma sürelerini uzun tutup yorgunluk hissetmeye başladıkça daha kısa periyotlar halinde çalışabilirsin. Özellikle yorgunluğun iyice arttığını hissettiğinde birkaç saatlik serbest zaman dilimi oluşturup hem dersten uzaklaşarak zihnini boşaltabilir hem de fiziksel olarak rahatlayabilirsin. B) Yeni Stratejiler Denemek Çalışmalarını çeşitlendirmek Ramazan ayı boyunca hem odaklanmana hem de bilgi birikimini arttırmaya yardımcı olacaktır. Yeni bir stilde çalışmak, farklı bir öğrenme yöntemi denemek işi biraz da heyecanlı bir oyuna çevirerek bunaldığın zamanlarda sana yardım edecektir. Sana bahsedeceğimiz tekniklerin dışında da birçok teknik bulunurken sen de kendine özgü yöntemler geliştirebilirsin. *Feynman Tekniği: Dört adımdan oluşan bir tekniktir. Birinci adımda kavramakta zorluk çektiğin konuyu belirliyorsun. İkinci adımda karşında bir öğrenci varmış ve sen onun öğretmeniymişsin edasıyla karşındakine konuyu öğretir gibi anlatıyorsun. Konuyu anlatırken tıkandığın, kendi cümlelerinle ifade edemediğin yerler senin o konuyla ilgili tam oturtamadığın yerler. Üçüncü adımda bu eksik noktaları tamamlaman gerekiyor. Bunun için notlarını tekrar okuyabilirsin, ekstra soru çözümü yapabilirsin ya da farklı bir hocadan o kısmı tekrar dinleyebilirsin. Dördüncü adım ise konuyu tamamen kendi cümlelerinle, örneklerinle ve konu uygunsa günlük hayattan örneklerle bağlaman. Bu teknik konuları tamamen özümsemene yardımcı olacaktır. Aynı zamanda öğrenci olarak aile bireylerinden birini seçmek de çalışmanı daha hassasiyetle ve daha eğlenceli hale getirecektir. *Pomodoro Tekniği: Ülkemizde en ünlü teknik diyebiliriz. ☺ Bu teknik 25 dakika çalışma ve ardından 5 dakika mola verilmesini önerir. Bu döngü dört kez tekrarlandıktan sonra daha uzun bir mola (genellikle 15-30 dakika) verilir. Pomodoro tekniğini özellikle tekrar yapmak için kullanabilirsin. Ramazan ayında özellikle yorgunluğun arttığı saatlerde ders çalışma periyotlarını Pomodoro tekniğiyle düzenlemek çok efor sarf etmeden derse devam etmene yardımcı olacaktır. Eğer bu süreler sana fazla kısa gelirse 50 dakika çalışma ve 10 dakika mola şeklinde üç döngü olarak uygulayabilirsin. Önemli olan senin çalışma alışkanlıkların ve çalışacağın konunun özellikleri. *Cornell Metodu: Dinleyerek öğrendiklerimizin yüzde yetmişini bir saat içinde, yüzde seksenini bir gün içinde unutuyoruz. Bu durumda sadece dersi dinlemek yetmeyeceğinden hızlı ve doğru bir şekilde mutlaka not tutmalıyız. En etkili not tutma tekniklerinden biri işte şimdi bahsedeceğimiz bu teknik. Önce daha net anlaman için örnek bir sayfa görelim. 1 Numara Bu alanı asıl not tutma alanı olarak kullanmalısın. Konuyla ilgili not etmek istediğin ana hatları, grafikleri, çizimleri de ekleyebilirsin. 2 Numara Bu sütuna konuyu hatırlatacak anahtar kelimeleri, önemli denklem, formül yazmalısın. 3 Numara Burası konuyu kendi cümlelerinle özetlemek için kullanacağın alan. C) Beslenme ve Enerji Seviyelerine Etkisi   Teknik olarak hazır olmakla birlikte fiziksel olarak da ders çalışmaya hazır olmak verimliliğin önemli bir kolu. Beslenme, sınav senesinde özellikle de Ramazan ayında ihmal etmemen gereken bir konu. Sahur yapmadan oruç tutmak kesinlikle verimini düşüreceğinden ilk olarak sahurda nasıl beslenmelisin bunu cevaplayacağız. Gün ortasında bitkinlik, halsizlik gibi şikayetlerini azaltacak olan bazı yiyecekler var. Bunlar: *Yumurta *Ceviz, Fındık, Badem gibi kuruyemişler * Yulaf (Tam tahıllar) * Chia Tohumu * Elma * Yoğurt, Kefir, Peynir * Kuru Bakliyatlar Bu besinlerle geçireceğin sahur öğünü, gün içerisinde enerji düşüşlerini minimum yaşamana yardımcı olacaktır. Ayrıca yeterli sıvı almaya ve tuz oranı yüksek olmayan yiyecekler tüketmeye özen göstermelisin. Bu konunun önemli bir diğer noktası da iftarda yediklerimiz. Uzun süren açlık sonrası iftar anında hızlı besin tüketmek kan şekerinin hızla yükselmesinden dolayı ağırlık hissi, yorgunluk, uyku hali gibi sonuçlar doğurur. Bu sebeple iftarda birden ağır yemekler tüketmek yerine orucunu çorbayla açmak yaklaşık 10 dakika ara verdikten sonra tekrar yemeye başlamak tüketimini dengelemeye de yardımcı olacaktır. Buna ek olarak beslenmeni yaymak (örneğin tatlı, meyve tüketimi, çay kahve tüketimi gibi şeylerin arasında zaman bırakmak) yine ağırlık çökmesi diye tabir ettiğimiz durumu azaltacaktır. RAMAZAN AYININ KALAN SÜREYE POZİTİF ETKİSİ İradenizi ortaya koyduğunuz koca bir ayın sonunda sınava yaklaşık üç ay kalmış olacak. Henüz bir rutin oluşturamayan öğrenciler bile Ramazan ayı ile birlikte çalışmalarına pozitif bir ivme kazandırabilir. YKS’ye kalan günler azaldıkça öğrencilerin kaygı seviyelerinin artması çok doğal. Fakat Ramazan ayında verdiğimiz taktikleri uygulayan ve verimli geçiren öğrenciler için elbette bu süreç daha rahat atlatılacaktır. Unutmayın ki önemli olan kalan gün sayısı değil bunu nasıl değerlendirdiğinizdir. Tempolu çalışmaya başlayan bir öğrenci için kalan süre eksiklerini tamamlamak ve yeni konuları etkili olarak öğrenmek için biçilmiş kaftanken erteleyen, gereken özveriyi göstermeyen öğrenciler için ne yazık ki panik dolu geçecektir. Bu olumsuz duygulara kapılmamak adına Ramazan ayı ile birlikte minimum günde beş saat çalışmayı alışkanlık haline getirmelisin. Üst limit olarak ise kendini, zihnini dinlemen yeterli olacaktır. Verim aldığını hissettiğin son ana kadar çalışmalarını sürdürebilirsin. Burada değinmek istediğimiz önemli bir husus da sosyal medya kullanımı ve ekran süresi. Çoğunlukla derslerle meşgul olmanız gereken aylarda ekran sürenizi azaltmaya Ramazan ayında başlamakta fayda var. Sınav hazırlığında doğru yönetilmeyen ekran kullanımı verimliliği azalttığı gibi odağının dağılmasına da sebep olabileceğinden mümkün olduğunca zaman kısıtlaması koyarak özellikle ders çalışırken masada cebinde değil başka bir odada tutarak ilk adımı atabilirsin. RAMAZAN AYINDA DENEME ÇÖZMEK Çalışmalarını her zaman olduğu gibi bu süreçte de denemeler ve bunların analizleriyle ölçmen oldukça önemli. Deneme süreleri uzun olduğundan hem oruç tutup hem de deneme çözmek gözünü korkutmuş olabilir. Kaygılarını biliyoruz ama deneme sınavları hazırlığın vazgeçilmez bir parçası olduğundan orta yol bulmalısın. Kurumlarda yapılan deneme sınavlarının saatleri çeşitlilik gösterebiliyor. Eğer imkân varsa sabah saatlerinde olan seanslara katılman enerjinin yüksek olması sebebiyle odaklanmanı kolaylaştırır. “Hocam benim böyle bir imkânım yok.” ya da “Ramazan ayında evimin konforunda deneme çözmek istiyorum.” dersen de Tuyun Akademi YKS Kurumsal Deneme paketleriyle tanışmanın tam zamanı, incelemek istersen https://www.tuyunakademi.com/paketler/yks-2025 adresini ziyaret edebilirsin. Branş denemelerine gelecek olursak yukarıda anlattığımız gibi en verimli saatlerde özellikle zorlandığın derslerin branş denemelerini çözmek sana en doğru sonuçları verecektir. TYT ya da AYT olması fark etmez branş denemelerinde hâkim olduğun dersleri de aralara atarak hem aksatmadan ilerlemiş hem de daha az odaklanabildiğin anları doğru değerlendirmiş olursun. Bunların yanı sıra TYT Türkçe branşlar arasında en boş zihin ve odaklanmayı isteyen ders olduğundan ve öğrenciler genellikle sınavlara bu dersten başladığından özellikle sabah çözmekte ayrıca fayda görüyoruz. RAMAZAN AYINDA SOSYALLEŞMEK VE DİNLENMEK Bu kadar derslerden konuşmuşken nasıl dinleneceksin, kendine vakit ayıracaksın buna da bir değinmeden yazımızı sonlandırmak istemedik. Ramazan ayı herkes için özellikle aileyle güçlü bağlar kurmak veya sürdürmek için oldukça önemli. Kalabalık iftar sofraları bu ayın en önemli sosyal etkinliği diyebiliriz. Eski bir alışkanlık olarak da çoğumuz iftardan sonra arkadaşlarımızla buluşmak, ailecek yürüyüş yapmak gibi etkinlikleri oldukça seviyoruz. Peki sınav senesinde olduğumuz için bunlardan tamamen kopacak mıyız? Cevabımız tabii ki hayır. Yalnızca bu etkinlikleri belli sınırlar içerisinde yapmak önemli. Hayatta her şeyin temelinde olduğu gibi burada da denge kurmak yeterli olacaktır. Sonuç olarak Ramazan ayını doğru strateji ve planlamalar ile geçirip rakiplerinin önüne geçmek senin elinde. Bahsettiğimiz taktikleri uygulayarak vurguladığımız konulara özen göstererek başarıya ulaşmak mümkün. Sen de bu konu hakkında sorularını, görüş ve önerilerini Instagram hesabımızdan bizimle paylaşabilirsin! Bundan sonraki süreçte yeni konularla seninle olmaya devam edeceğiz. Daha fazla içerik için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsin. Yazımızı sabırla okuduğun için teşekkür ederiz, tekrardan görüşmek üzere sevgilerimizle. 🫶
Tashihli Motivasyon Teknikleri

Sınava Hazırlık Rehberi

Tashihli Motivasyon Teknikleri

yazan Faruk Tolu 2026 Oca 12 tarihinde
Sınav Döneminde Öğrenciler İçin En Etkili Motivasyon Teknikleri Okuma yazmayı öğrendiğimiz günden itibaren hayatımızda yer edinen, kimi zaman uykularımızı kimi zaman ailemizle geçireceğimiz vakti çalan, en sevdiğimiz diziyi kaçırmamıza sebep olan bir dönem. Evet, neyden bahsettiğimi anladın sanırım: Sınav Dönemi. Peki sevdiğimiz, vakit geçirirken mutlu olduğumuz bunca şeyi kaçırmamıza sebep olan sınav döneminde ne yapmalıyız ki motivasyonumuzu düşürmeden bu süreçten sağlıklı çıkabilelim? Bu yazıda motivasyonu yüksek tutacak tekniklerden bahsedeceğim. Sınav Döneminde Motivasyon Neden Önemlidir? Öncelikle size motivasyondan bahsetmek istiyorum. Motivasyon bireylerin belirli bir amacı gerçekleştirmek için kendi isteği ile harekete geçmeleri, aksiyonda bulunmaları durumudur. Bir öğrenci için motivasyon sınav dönemini başarıyla atlatmasına yardımcı olacak yegane güçlerden biridir, yapılan araştırmalarda motivasyonla başarı arasında pozitif yönlü güçlü bir bağ olduğu gösterilmektedir. Benim kişisel görüşüm ise motivasyonu disipline çevirebilen öğrenci, tüm öğrenim hayatı boyunca akranlarından bir adım daha önde olacağı yönün. Çünkü bu durumu hayatının bir parçası haline getirebilen öğrenci, sınav farkındalığını kavramış, neyi neden yaptığını bilen, istediği sonucu elde edemediğinde bu duruma sinirlenip üzülmek yerine buna bir çözüm arayan ve bulduğu çözümü uygulayan eğer bir çözüm bulamazsa bulmak için destek alan kişidir. Tüm bunları yapabilen öğrenci, şüphesiz sınav dönemini yüksek verimle geçirecektir. Sınav döneminde motivasyonu yüksek tutabilmek; yoğun ders çalışma programına daha iyi adapte olabilmeyi, daha iyi bir odaklanmayı, yüksek verimli ders çalışma saatlerini koruyabilmeyi beraberinde getirir. Verimli Çalışma Teknikleri ile Motivasyonu Destekleme Motivasyonumuzu kazandığımıza göre biraz da bu motivasyonu nasıl devamlı hale getirebiliriz ona bakalım: Hedef belirlemek: Bir büyük bir de bu büyük hedefe giden küçük hedefler belirmek hem çalışma verimimizi hem de motivasyonumuzu arttıracaktır. Haftalık program hazırlama: Bir haftada neler yapmamız gerektiğini belirlersek karmaşadan kurtulmuş oluruz böylece bir düzen oturtmuş ve stresi azaltmış oluruz. Hazırlanan programa uyma: Gerçekçi bir program hazırlama ve bu programa uyum sağlamak kendimize olan güvenimizi de arttıracaktır. Uygun ve doğru çalışma ortamı: Odaklanabildiğiniz, doğru ışığın ve uygun oturma koşullarının bulunduğu, uygun sıcaklıkta bir ortam ders çalışma veriminizi ve isteğinizi arttıracaktır. Odak süresi: Bir dersi çalışırken o ders için olan odak sürenizi bilmek ve buna uygun etüt saatleri ayarlamak çalışılan derse karşı motivasyonun korunmasını destekleyecektir. Düzenli tekrar yapmak: Bir konuyu unutmamak için belirli aralıklarla tekrar etmek o konuyu sınav döneminde hatırlamayı kolaylaştıracaktır. Not tutmak: Çalışılan konu hakkında not tutmak hem okuma hem de yazma içerdiği için belleğe daha çok oturacaktır. Öncelik sırası: Zorlandığın bir dersi çalıştıktan sonra daha kolay yapabildiğin bir dersi çalışmak hem zihnini dinlendirecek hem de motivasyonunu artıracaktır. Öğrenme stilini bulmak: Yazarak mı okuyarak mı izleyerek mi yoksa hepsini birden yaparak mı konuyu daha iyi kavradığını bulmak çalışma süreni daha verimli hale getirecektir. Farklı kaynaklardan yararlanmak: Tek bir kaynağa bağlı kalmamak, konuyu farklı bakış açılarıyla öğrenmeyi sağlayacaktır. Sınav Haftasında Motivasyonu Yüksek Tutmanın Yolları Bu haftanın geçici olduğunu kendine hatırlatmak Kendine güvenmek Çalıştıklarını yapabileceğine inanmak Bu haftanın sonu için kendine bir ödül belirlemek Uygulanabilir bir program yapmak ve programa uymak Yeterli ve kaliteli bir uyku düzeni kurmak Zorlukları kabul etmek Pozitif düşünmek Ne için çalıştığını hatırlamak Ertelememek   Motivasyon Düşüklüğünü Aşmak İçin Uygulanabilir Öneriler Sınav dönemine yüksek motivasyonla başlamış olsan da zaman içerisinde bu motivasyonda düşmeler olabilir. Kaybedilen motivasyonu geri kazanmak için neler yapabilirsin? Hedefi gözden geçirmek: Hedefin sana uygun olup olmadığını kontrol etmek eğer değilse yeni ve daha ulaşılabilir bir hedef belirlemek. Çalışma ortamını değiştirmek veya düzenlemek: Çalışma ortamındaki dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmak dikkati ve motivasyonu arttırmaya yardımcı olacaktır. Yeterli dinlenme süresi Sosyal hayata vakit ayırmak Egzersiz yapmak Hobilerle uğraşmak: Kitap okumak, müzik dinlemek, resim yapmak Uyku düzenine dikkat etmek Ajanda tutmak: Yaptığın programı yazıya geçirmek ve programı tamamladıkça bunu görmek motivasyonu arttıracaktır. Destekleyici kişilerle vakit geçirmek: Pozitif düşünen kişilerle vakit geçirmek motivasyonunu arttıracaktır. Küçük ödüllendirmeler yapmak: Ulaştığın hedefler için kendine küçük ödüller ver. Motivasyonunuzu Arttıracak Kitap, Video ve Uygulama Önerileri Kendi Kutup Yıldızını Bul (Nüvide Gültunca Tulgar): “Bu kitapta yer alan bütün cümleler, yaşam enerjinizi yitirdiğinizi hissettiğinizde ya da zorluklarla baş etmeye çalışırken yeterli güce sahip olmadığınızı düşündüğünüzde size güç verecek cümleler…” Simyacı (Paulo Coelho): “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı (Stephen R. Covey): “İş dünyasında yirminci yüzyılın en etkili kitabı” Olumlu Düşüncenin Gücü (Norman Vincent Peale): “Bu kitap kendinize nasıl inanacağınızı, endişe alışkanlığını nasıl kıracağınızı ve tutumunuzu değiştirerek hayatınızın kontrolünü nasıl ele alacağınızı öğretecektir.” Alışkanlıkların Gücü (Charles Duhigg): “Alışkanlıkların Gücü, alışkanlıkların neden var olduğunu ve hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olacak yeni alışkanlıkları nasıl benimseyebileceğimizi açıklıyor. Başarıya ulaşmanın anahtarı, alışkanlıkların nasıl çalıştığını anlamaktır.” Good Will Hunting: Bu film dâhi olan fakat daha keşfedilmemiş bir gencin çözülemeyen bir problemi çözmesiyle başlayan etkileyici bir hikâyeyi anlatıyor. Hidden Figures: Film Uzay Yarışı’nı kazanmak için NASA’ya yardım eden Afro-Amerikan matematikçi kadınların hikayesini anlatıyor. Dead Poet Society: Baskıcı bir okula yeni atanan İngilizce öğretmeniyle birlikte öğrencilerin hayatında başlayan değişimler ve bunun sonuçlarını anlatan etkileyici bir film. Başarı(sızlık) Yazılımımız Nasıl Çalışıyor: Mümin Sekman, İzmir’deki Ted× Konuşması Hedefsiz Yolculuk Olmaz: /Polat Doğru, Ankara Üniversitesi’ndeki Ted× konuşması Sude Akat KAYNAKÇA https://www.google.com/search?client=safari&sca_esv=b0f432fdb9a278a4&hl=tr-tr&q=verimli+%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma+teknikleri&udm=2&fbs=ABzOT_AeWVZgM1ygG9loIv1sab0j2HB687sEni7_6XgT5zHBctPQQWJnv2cP3Dmrkn2lJOh5lu93jiZ-Ywq6SEsOdip7ujEjU9EMjufK6WMNjQ1OgDGTsZ22wFkurQCzQOUlMjm1LI1Fjo2bVCre_HcKlGJlknb_2hriSpVeBJVCqEV_OuVUOMMj70Yk33tXR1CjQLWibHLNhqEGJuVVkAS75ymPw5T1j6qswPXbHZVvuzL74SzNkxU&sa=X&ved=2ahUKEwji9ZHSsOyLAxWcUMMIHf-JDbAQtKgLegQIFBAB&biw=390&bih=663&dpr=3#vhid=VIskRp7rqUhGbM&vssid=mosaic https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Can_Dostum_(film,_1997) https://ugurokullari.k12.tr/10-adimda-verimli-ders-calisma https://web.ogu.edu.tr/zaltac/Sayfa/Index/24 https://siirt14eal.meb.k12.tr/icerikler/mutlaka-denemen-gereken-15-verimli-ders-calisma-teknigi_13288891.html https://abapsikoloji.com/sinava-hazirlanirken-motivasyon-artirma-teknikleri/
Mentör Gözünden Öğrencilerin Sıkça Yaptığı Hatalar

Sınava Hazırlık Rehberi

Mentör Gözünden Öğrencilerin Sıkça Yaptığı Hatalar

yazan Faruk Tolu 2026 Oca 11 tarihinde
Mentör Gözünden Öğrencilerin Sıkça Yaptığı Hatalar Sınav dönemi, doğrular ve yanlışlarla doludur. Birçoğumuz bu hataları yapmamak için sayısız içerik tüketir, zorlanmadan başarıya ulaşmak isteriz. Tabii araştırmaya başladığımızda büyük bir bilgi yığınıyla karşılaşır, hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayırt edemeyiz. Hatta bazen kafamız o kadar karışır ki stres yapar, bir adım bile atamayız. İşte tam bu noktada “Mentör Gözünden Öğrencilerin Sıkça Yaptığı Hatalar” başlığı altında paylaşacağım deneyimlerim size yol gösterebilir. Korkmayın, çoğu hatayı yapmış ve üç kez sınava girmiş biri olarak bu yazıda yanınızdayım! Bu yazıda öğrencilerin sıkça yaptığı ders çalışma hatalarından sınav anında yaptıkları yanlışlara kadar birçok konuyu ele alacak; hazırlık süreciniz, motivasyonunuz ve sınav anı psikolojiniz için en doğru yolları inceleyeceğiz. Hazırsanız, bu hatalardan nasıl kaçınacağımızı birlikte keşfetmeye başlayalım! Öğrencilerin Ders Çalışırken Sıkça Yaptığı Hatalar Başarıya giden en önemli yol ders çalışmaktan geçiyor fakat bu hepimiz için bazen zorlayıcı olabiliyor. Saatlerce masa başında oturup çalıştığını düşünüp yine de verim alamadığın oldu mu? Peki bu neden oluyor dersin? Hadi gel nerelerde hata yapıyoruz bakalım! Bazen neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı bilemeyiz. Plansız çalışınca zamanı kontrol edemeyiz ve verim düşer. Oysa doğru bir plan hem motivasyonumuzu artırır hem de bizi başarıya götürür. Fakat sadece çalışmak yetmez, nasıl çalıştığımız da önemli. Bol tekrar yapmalı, denemelerden kaçmayıp eksiklerimizi görmeli ve emin adımlarla ilerlemeliyiz. Tabii bunları yaparken sadece sevdiğimiz derslere odaklanmak yerine dengeli bir program hazırlamalıyız. İyi olduğumuz dersleri güzelce dağıtarak motivasyonumuzu artırabiliriz. Bunun yanında, ara vermek de çok önemli. Çalışma süresi boyunca kısa molalar vermek hem beyninizi dinlendirir hem de uzun süre odaklanmanızı sağlar. Unutmayın, sağlıklı bir zihin ve beden, daha verimli bir çalışma süreci demektir. Ama en önemlisi, disiplinli çalışmayı ihmal etmemek! Sınava Hazırlık Sürecinde Yapılan Yaygın Yanlışlar Daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir patika düşünün, herkesin bir fikri var ama hangisi doğru, hangisi yanlış? Siz ne yapacaksınız bilmiyorsunuz. Herkesin deneyimi farklıdır tabii. Ama ben şu üç hataya kesinlikle düşmeyin derim: Sınav hazırlığı yaparken yapılan en yaygın hatalardan biri, gerçekçi olmayan planlar yapmaktır. Yeni başlayan bir öğrenci düşünelim. Genellikle kendini yeterince tanımadığı için kulaktan dolma bilgilerle, “Bunu da yaparım, şunu da yaparım.” diyerek çok ağır bir program oluşturur. Ancak gün sonunda bu yoğun programa yetişemeyip pes edilir. Bu durumu yaşamamak için başlangıçta daha hafif ve esnek bir planla başlamak, hatta profesyonel bir yardım almak çok faydalı olabilir. Gerçekçi bir plan demek, sadece uzun uzun çalışmak değil; yapabildiğimiz kadarını, ihtiyacımız kadarını çalışmak demek. Yani, her dersten biraz ama verimli bir şekilde ilerlemek, uzun vadede çok daha etkili olacaktır. Hatta isterseniz size yardımcı olabilecek bir videomuz da var: https://youtu.be/6r3fE8tT3T0?si=VUl2XHgrbwrQyLwB Bir hata daha var ki çoğumuz yapıyoruz. Deneme çözmekten kaçıyoruz! Peki, neden? Tabii bunun altında kendimizi yeterli görmemiz, sonuçlarımızın mükemmel olmasını beklememiz ve denemeye yanlış bir gözle bakmamız da var. Şahsi olarak konuşmam gerekirse ben ilk hazırlanmaya başladığım andan itibaren denemelere girdim ve son ana kadar da bırakmadım. Çünkü denemeler “çalıştığımız konuları” kısıtlı süre içinde, karma olarak sunulduğunda ne kadar çözebildiğimizi ölçer. Üstelik, eksiklerimiz için bize net bir veri verirken, hız ve pratik kazandırır. Hem de bunların yanında sınav psikolojisine de hazırlar. Deneme kaçınılacak bir şey değil, kendinizi görmeniz için bir fırsattır! Yanlış yöntemle tekrar yapmak, birçok öğrencinin “Netlerim neden artmıyor? Nerede hata yapıyorum?” sorularının cevabı aslında. Peki, tekrar yaparken hangi verilerden yararlanıyoruz? Gerçekten doğru yerlere mi bakıyoruz? Birçoğumuz denemede sadece çözdüğümüz sorularla ilgileniyoruz. Ya çözemediklerimiz? Bence en önemlisi çözemediğimiz sorular. Örneğin üç deneme üst üste hız problemlerinde yanlış yaptık. Bize net bir veri verir bu. Hız problemleri üzerinde çalışmalıyız. Peki ama nasıl? Öğrenciler genellikle konuları gözden geçirirken, neden yanlış yaptıklarına odaklanmadan öğrenmeye çalışır. Oysa, asıl önemli olan hatalarımızı analiz etmek ve doğru yöntemle çalışmaktır. Burada, farklı çalışma teknikleri kullanmak hataların azalmasına yardımcı olabilir. Örneğin aynı tarz soru çözümlerini izlemek, farklı kaynaklardan öğrenmeye çalışmak, anahtar noktaları not almak gibi yöntemler hataları düzeltmede etkili olur böylece güçlü adımlarla devam edebiliriz. Bu konu hakkında size şu videoyu önerebilirim: https://youtu.be/8QO0sVU5Ctw?si=_B9cCgyfHY7EFg04 Motivasyon Kaybına Yol Açan Hatalar ve Doğru Yaklaşımlar Sınav yolu engebeli, inişleri çıkışları olan bir yol. Bu süreçte birçok etken altında kalabilir, kendimizi iyi hissetmeyebiliriz. Hatta mezuna kalmak fikrine bile yakın hissedebiliriz. Ancak, bunu yaşamamak yani motivasyonumuzu artırmak için neler yapabiliriz bir bakalım. Bana “Motivasyon kaybına yol açan en büyük hata nedir?” diye sorsalar gerçekçi olmayan hedefler derim. Şöyle ki yeni başlamanın verdiği o özgüvenle çoğu zaman gerçekçi olmayan hedefler koyuyoruz. Mesela, TYT'ye yeni başladığınızda “İki ayda her şeyi bitiririm.” gibi bir hedef koymak, aslında çok zorlayıcı olabilir. Uzun bir süreç olan TYT için böyle büyük bir hedef koyduğunuzda işler yolunda gitmediği zaman motivasyon kaybı yaşamanız çok olası. Bunun yerine, “Bu hafta şu konuda biraz daha iyi olacağım.” gibi daha küçük hedefler koymak çok daha mantıklı. Küçük adımlarla ilerleyerek, her başardığınızda kendinizi kutlamak, moral kaybını engeller ve kendinize olan güveninizi artırır. Her küçük başarı, bir sonraki adıma daha hazır hissetmenizi sağlar. Gerçekçi hedeflerle çalışmak, uzun vadede daha verimli olur, özellikle YKS gibi uzun bir süreçte. Kendinizi iyi tanıyıp taşıyabileceğiniz yüklerle ilerlemeye çalışın. Böylece hem sürecin sonuna kadar motivasyonunuzu kaybetmeden devam edebilir hem de gerçekten istediğiniz sonuca ulaşabilirsiniz. Sınav süreci uzun ve iniş çıkışlarla dolu bir yolculuk. Eğer sadece sonuca odaklanırsak, motivasyon kaybı yaşamak kaçınılmaz olur. Düşünsene, her gün kalkıp sonucunu ancak bir yıl sonra alacağımız (kesin olmayan) bir işi, sorgusuz sualsiz, hep aynı motivasyonla yapmamız bekleniyor. Ama biz insanız ve başarı hissine açız! Sürekli sadece büyük hedefe odaklanmak yerine süreci küçük aşamalara bölmek ve kendimizi küçük başarılarla ödüllendirmek hem daha sağlıklı hem de daha sürdürülebilir olur. Mesela, “Bu hafta fizik optik konusunu bitireceğim.” dedik ve hafta sonunda gerçekten tamamladık. Bu, bizi hem mutlu eder hem de “Başardım!” hissiyle motive eder. Kendimize bu küçük başarıları hatırlatmak, büyük hedefe doğru ilerlerken daha az stresli ve daha kararlı olmamızı sağlar. Özetle, sınava hazırlık maratonunda sadece sonuca değil, attığımız her adıma da değer vermeliyiz. Maalesef bu sınav çoğu zaman bir yarış gibi görülüyor. “Arkadaşım şu kadar soru çözdü.”, “Biri şu kadar net yaptı.”, “Kuzenim özel ders alıyor.”, “Sınıfın birincisi günde 8 saat çalışıyor.” gibi sözler ister istemez bizi etkiliyor. Sonra ne oluyor? Kendimizi başkalarıyla kıyaslayıp gün geçtikçe yetersiz hissediyoruz. Evet, sınav sonucu açısından bakarsak bu bir yarış gibi görünebilir ama işin aslı öyle değil. Çünkü herkesin süreci farklı işliyor! Hepimiz farklı hızlarda öğreniyoruz, farklı yöntemlerle çalışıyoruz ve güçlü olduğumuz konular bile değişiyor. Yani ihtiyaçlarımız değişiyor bu yüzden en iyisi başkalarıyla değil kendimizle yarışmalıyız! Mesela geçen hafta 1 saat çalışabiliyordun ama bu hafta üç saate mi çıktın? Tebrikler gelişiyorsun! Günbegün üstüne koyarak devam edip disiplinini bırakmadığında ve en önemlisi başkalarının değil kendinin ne yaptığına odaklandığında ister senden çok önce başlamış olsunlar ister şartları daha iyi olsun gün sonunda başarıya ulaşacağına eminim. O yüzden kendine güven, pes etme ve merak etme bu süreci en iyi sen yöneteceksin. Sınav Anında Yapılan Hatalı ve Doğru Davranışlar Sınav anı hepimiz için bir muamma. Önerileri ile sizi rahatlatacak bir video için şu linki tıklayabilirsiniz: https://youtu.be/81UNuKwYV88?si=0-qgiOVPtuVLxXFY Üç kez sınava girmiş biri olarak gördüğüm ve yaşadığım en yaygın hataları ve doğruları düşündüğümde, ilk üç galiba şunlar olurdu: Sınavda yapılan en büyük hatalardan biri, son anda taktik değiştirmek. Oysa biz deneme sınavlarını doğru yöntem için çözüyoruz değil mi? Amacımız, kendimizi tanımak, hangi yöntemlerin bize iyi geldiğini görmek ve en doğru stratejiyi bulmak. Ama bazen sınavdan önce bir yerde bir şey izliyoruz, birinin bir taktiğini duyuyoruz ve “Acaba ben de böyle mi yapsam?” diye düşünmeye başlıyoruz. Sonra sınav anında, kafamız karışıyor ve daha önce hiç denemediğimiz bir yöntemi uygulamaya çalışıyoruz. İşte tam burada işler karışıyor! Yeni bir şeye alışmaya çalışırken zaman kaybediyoruz, stresimiz artıyor ve dikkatimiz dağılıyor. Bir anda sınava değil, kullandığımız yeni yöntemin işe yarayıp yaramadığına odaklanıyoruz. Bu da bizi daha çok strese sokuyor. Halbuki sınav anında en çok ihtiyacımız olan şey güven ve huzur. Daha önce denediğimiz, alıştığımız ve kendimizi rahat hissettiğimiz yöntemle ilerlemek, bize hem zaman kazandırır hem de daha sakin kalmamızı sağlar. Bu yüzden sınavdan önce kendin için en doğru stratejiyi belirleyip onunla devam etmek en iyisi. Yani sınav anında yeni bir şeyler denemek yerine iyi bildiğin yöntem neyse, o yoldan gitmek her zaman daha sağlam ve güvenilir bir seçenek olacaktır. Sınav anında zaman su gibi akıp geçer. Saate bakarız, soruları sayarız, panikleriz. Sanki biz panik yaptıkça zaman daha da hızlanır. Elimiz ayağımıza dolaşır ve her şey bitmiş gibi gelir. Ama hayır! Dur. Hiçbir şey bitmedi. Bir nefes al ve her şeyi başa alalım. Bunu en iyi kendi deneyimimle anlatabilirim. İlk kez TYT’ye girdiğimde sınav başlamıştı ve ben ilk dört Türkçe sorusunu okuyup hiçbir şey yapamamıştım bile. Telaşa kapılmaya başladım çünkü beş dakika kaybetmiş ve daha hiçbir şey işaretlememiştim. Bir anda sınav bitecek ve hiçbir şeyi başaramayacak gibi hissettim. Sonra baktım telaşlandıkça daha çok vakit kaybediyorum. “Dur!” dedim kendime “Bir nefes al!”. Benim için kolay konuyla başlamak istedim ve dil bilgisi sorusu açıp okuduğum gibi çözdüm sonra özgüvenim arttı. Sonra bir sonrakini de çözdüm çözebildikçe sanki her şey daha da mümkün geliyordu. Türkçeyi çözüp tekrar ilk dördüne döndüğümde aşırı basit gelmişti. Sadece heyecandan yapamamışım. Yani demem o ki! Sınav anı ne yaşarsanız yaşayın asla bırakmayın. Birini çözemediyseniz diğerine geçin. Bırak gitsin belki de tekrar döndüğünde daha kolay olacak. Unutma asıl mesele pes etmemek, böylece tereyağından kıl çeker gibi halledeceksin! Sınav ne kadar bilgimizi ölçse de bir yerde strateji sınavı. Soruları kısa sürede ve doğru bir şekilde cevaplamamız bekleniyor. Sınav anı yapılacak en doğru şeylerden biri süre planlamasıdır. Evet sınava odaklanacağız ama bunun yanında ne kadar süre geçtiğini de kontrol etmek zorundayız. Türkçeyi çözdük, fene geçtik, feni çözdük, sosyali çözüyoruz... Tamam, ama kaç dakikamız kaldı? Bunu bilmeden devam edersek sonunu bilmeden yürüdüğümüz bir yol gibi olacak. Benim bu konuda tavsiyem en azıdan yirmi soruda bir kafamızı kaldırıp saate bakmaktır. Tabii bunu her sayfa başında yapmak da zararlı olabilir. Kendinize olması gerekenden fazla strese sürükleyebilirsiniz. Bir konu daha var tabii. Sorularla inatlaşıp zaman kaybetmemek. Gün sonunda bizim net sayımıza bakılıyor. Bu yüzden beş dakikanızı bir soruya vermek yerine bu süreyi birçok soruya kullanmak eminim daha verimli olacaktır. Yani sorularla inatlaşmayın, çözemediniz diğerine geçin. Turlama yöntemini duymuşsunuzdur; önce kolay ve çözülebilir soruları yapın, sonra zor olanlara ikinci turda geri dönün. Gerekirse üçüncü turda tekrar deneyin, ama asla bir soruda uzun süre takılıp kalmayın. Unutmayın, zamanla yarışıyoruz! Sinem Yurdusev KAYNAKÇA https://i.haberglobal.com.tr/storage/haber/2020/06/16/anne-ve-babanin-sorgulamasi-cocuklarda-sinav-kaygisina-yol-aciyor_1592299026.jpg https://www.egitimkocu.com.tr/storage/blogs/ders-calisirken-yapilan-10-hata-verimli-ders-calisma-ortami-2024-2024-06-07-666361f4d6b9f.png https://www.kemalarikan.com/wp-content/uploads/2023/12/icsel-motivasyon-mu-dissal-motivasyon-mu-daha-iyi.jpg https://www.youtube.com/@tuyunakademi  
MSÜ SINAVI SONRASI NE YAPILMALI?

Sınava Hazırlık Rehberi

MSÜ SINAVI SONRASI NE YAPILMALI?

yazan Faruk Tolu 2026 Oca 11 tarihinde
MSÜ SINAVI SONRASI NE YAPILMALI? Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı, 23 Şubat Pazar günü yapıldı, peki MSÜ Sınavı Sonrası Ne yapılmalı ?. 2016 yılından beri Millî Savunma Bakanlığı adına askeri öğrenci yetiştiren Milli Savunma Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği sınavı nasıl değerlendireceğini tüm yönleriyle açıklayacağız. MSÜ Sınavı Nedir? Neden Yapılıyor? Yazımızın devamında MSÜ olarak bahsedeceğimiz sınavımız 31 Temmuz 2016 yılında Millî Savunma Bakanlığı tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne subay ve astsubay yetiştirmek amacıyla kurulan Milli Savunma Üniversitesi’nde yükseköğretime kabul edilecek öğrencileri belirlemek amacıyla yapılıyor. Askeri öğrenci seçmelerinin ilk adımı olan MSÜ, YKS içerisinde TYT sınavı ile konular ve sınav formatı benzerliği taşıdığından dolayı MSÜ hedefi olmayan öğrencilerin de girdiği bir sınav olarak karşımıza çıkıyor. Bu konuyu şimdi detaylı inceleyelim. Benzer ve Faklı Yönleriyle MSÜ ile TYT MSÜ ve TYT arasındaki en büyük benzerliğin sınav formatı olduğunu söylemek doğru olur. Her iki sınav da adayların sözel ve sayısal alanlardaki temel düzey dediğimiz (9 ve 10. sınıf müfredatı) bilgi ve becerilerini ölçmek üzerine kuruludur. Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler testlerinden oluşan sınavda 120 soruya 165 dakikada cevap verilmesi bekleniyor. Sınav süresi aynı olduğundan sınav anı prosedürleri de (salona giriş çıkış saatleri, sınav başlama saati vb.) birebir aynı olarak uygulanıyor. Bu benzerlikten dolayı MSÜ, TYT’nin iyi bir provası kabul ediliyor. Bahsettiğimiz sebeplerden dolayı özellikle daha önce sınav tecrübesi yaşamamış olan 12. sınıflar için gerçek bir tecrübe olması adına da girilen MSÜ, zamanla askeri öğrenci olmak istemeyen öğrencilerin de girdiği bir sınav haline geldi. Biraz önce bahsettiğim benzerlikleri ders bazında karşılaştırırsak aradaki farklılıklara ulaşıyoruz. En önemli farklılık Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerinde karşımıza çıkıyor. Bu iki test her zaman MSÜ’de bilgi ağırlıklı sorulardan oluşurken TYT’de yorum becerisini ölçecek şekilde soruluyor. Türkçe ve Matematik testleri ise TYT soru tarzıyla birebir aynı olacak şekilde seçiliyor. Toparlayacak olursak Sosyal Bilimler ve Fen bilimleri testlerindeki keskin farklılık sebebiyle adayların gerçek TYT sınav netlerini yakalamaları güç olsa da özellikle sınav öncesi ve sınav anında zaman yönetimini test etmek isteyen her adayın MSÜ’ye girmesini tavsiye ediyoruz. “MSÜ Sonucum İstediğim gibi Gelmedi.” Diyenler için Öncelikle MSÜ’de neleri eksik yaptığını tespit ederek işe başlamalısın. Yani istediğin sonucu alamamanın sebebi nedir sorusuna net bir cevap vermelisin. Bunun için “Sınav öncesinde moralim nasıldı?”, “Sınav anında zamanı doğru ve faydalı yönetebildim mi?”, “Hangi konularda eksiklerim vardı?” sorularına sınav açısından tutarlı cevaplar bulabilirsin. Moral Sınav kaygısı, sınavdan bir hafta önce kendisini hissettirmeye başlar ve sınavdan bir gece önce bu kaygı artık daha da belirgin hale gelir. Ve sınav sabahı bu kaygı, bazı öğrencilerde zirveye ulaşabilir. Sen bunu ne kadar hissettin? Sınav kaygısı beklenen seviyede olduğunda performansına katkı bile sağlar ama sınav kaygısını yoğun hissedersen maalesef önce okuduğunu anlamakta zorlanır sonra öğrendiğin şeyleri hatırlamamaya başlarsın. Bu sebeple sınav haftası ve sınav anında neler hissettiğini bir düşünüp bu konuda bir eksiğin olduğunu düşünürsen profesyonel bir yardım almalısın. Bunun için Tuyun Akademi’nin danışmanlık paketlerini incelemek için linke tıklayabilirsin. https://www.tuyunakademi.com/paketler/yks-danismanlik Zaman Yönetimi Sınav anındaki verimliliği doğrudan etkileyen bu kavramı verilen süreyi etkili şekilde kullanma becerisi olarak tanımlayabiliriz. Sınavda soru başına düşecek süreyi, kullanılacak teknikleri (turlama, önceliklendirme vs.), testlerin çözüm sıralamasını da içine alan bu kavram hem sorulara doğru cevap verme olasılığını hem de sınav anındaki kaygıyı yönetmeyi etkileyecektir. Yani kısaca doğrudan ve dolaylı olarak sınav performansını etkileyecektir. Bu yüzden bireysel olarak zaman yönetimin oldukça önemlidir. Eğer istediğin neti yapamamanın sebebi sürenin yetişmeyeceğini düşünmen ise bu sebeple panik olman ve daha da elinin ayağının birbirine dolanması şeklinde açıklıyorsan zaman yönetimini tekrar düzenlemelisin. Bunun için bol bol deneme çözmek, turlama tekniğini öğrenmek ve kullanmak, test çözme sıralamanı değiştirmek gibi yöntemlere başvurabilirsin. Konu Bilgisi ve Tekrarı Birçoğunuz TYT’yi çoktan bitirdi ve AYT çalışmalarına ağırlık verdi. Bu sebeple TYT konularında bazı unutmalar yaşadı. MSÜ bu unutmaların ne boyutta olduğunu görmeniz adına önemli bir veri sağlamaktadır. MSÜ’de yanlış cevapladığınız, boş bıraktığınız, hatta doğru cevaplasanız bile tahmin yoluyla işaretlediğiniz her soruyu tekrardan çözmelisiniz. Bu konulardaki eksikleri tamamlamak adına programlarınıza mutlaka eklemelisiniz. Aynı zamanda yeni unutmalara sebep olmaması için programlarınızda tekrar rutinler oluşturup bilgilerinizi tazelemelisiniz. Buna ek olarak branş bazında deneme görmek de bilgilerinizi taze tutmaya yardımcı olacaktır. Dengeli şekilde biten TYT derslerinden deneme çözmeyi unutmamalısınız. Bunlar sana karmaşık geliyorsa ya da buna ayıracak zamanı bulamıyorsan yine Tuyun Akademi’nin senin için oluşturduğu paketleri inceleyebilirsin. https://www.tuyunakademi.com/paketler/yks-danismanlik “MSÜ Sonucum İstediğim gibi Geldi.” Diyenler için Öncelikle tebrik ederiz. 😊 Kalan sürede çalışmalarını yönetmek adına yapabileceğin iki adım var. Birincisi senin de yanlışlarını analiz edip eksiklerini tespit etmen gerekiyor. Bu eksikleri nokta atışı olarak konu tekrarı ve bol soru çözümüyle telafi edebilirsin. İkincisi ise bol bol branş denemesi ve genel deneme çözmek. Bu noktada aldığın sonucu korumak adına denemelerin zorluk seviyesini bir üst limite taşıyabilirsin. Özellikle Türkiye geneli denemelere katılmak, çıkmış soruları çözmek işini daha da kolaylaştıracaktır. MSÜ ve YKS’de Aynı Sonucu Mu Elde Ederim? Bu sorunun cevabı sadece bireysel olarak cevaplanabilir. Çünkü gelen sonuca göre durumu analiz eder ve eksiklerini doğru yöntemlerle kapatmaya başlarsan sonucun elbette daha iyi olacaktır. Bu konuda seninle daha önceki senelerde karşılaştığımız verileri paylaşalım. MSÜ Sıralaması 6,5k YKS’de 33. oldu MSÜ Sıralaması 10k YKS’de 107. oldu MSÜ Sıralaması 13k YKS Sıralaması 1,1k MSÜ Sıralaması 60k YKS Sıralaması 8k MSÜ Sıralaması 120k YKS Sıralaması 17k TERSİ DE VAR MSÜ’de 50. oldu YKS sıralaması 12k MSÜ Sıralaması 1,2k YKS Sıralaması 39k MSÜ Sıralaması 10k YKS Sıralaması 21k MSÜ Sıralaması 18k YKS Sıralaması 74k Bu konuda özetle diyebiliriz ki MSÜ sınavı kötü geçen üzülmemeli iyi geçen ise rehavete kapılmamalı. Her iki sonuçta da halen sınava oldukça etki edecek olan aylar var. Kalan sürede çalışmalarını düzenlemek sonucu direkt olarak değiştirecektir. MSÜ’den Sonra TYT – AYT Dengesi MSÜ sonrası özellikle istediği sonucu alamayan öğrencilerin sık yaptığı hatalardan en önemlisi TYT-AYT dengesini doğru kuramamak. Birtakım gerekçelerle paniğe kapılan öğrencilerin tekrardan baştan sona TYT çalışmaya başlaması sınav sürecini direkt olumsuz etkileyen bir hamle. Hem kalan sürenin her iki sınava yetmeyeceğinden hem de AYT’nin getireceği puan ağırlığının daha fazla olmasından dolayı, öğrenciler MSÜ sınavını esas alarak TYT’ye dönmemeliler. Bu tarihten itibaren TYT seviyesi ne olursa olsun öğrencinin çalışma ağırlığının her zaman AYT’de olması gerekiyor. TYT adına sadece sorun tespit ettiğin kısımlara odaklanmalı ve çalışmalarını konu tekrarı değil soru çözümü üzerine yoğunlaştırmalısın. SIKÇA SORULAN SORULAR MSÜ puanım YKS sonucumu etkiler mi? Hayır etkilemez. MSÜ yalnızca askeri öğrenci olmak isteyen adayların faydalandığı bir sınav. MSÜ’den aldığınız puan YKS sıralamanıza eklenmeyecek. MSÜ’ye yerleşmek için YKS’de hangi sıralamayı yapmalıyım? Harp okullarının genel puan ortalamaları farklıdır. O yüzden subaylık isteyen öğrencilerin hem TYT hem AYT’de, astsubaylık isteyen öğrencilerin de TYT’de yapabilecekleri maksimum puana odaklanması gerekiyor. Unutulmamalı ki en nihayetinde bunlar birer sıralama sınavı ve sınavların zorluğuna göre netler değişkenlik gösterecektir. Normalde süre sorunum yok ama MSÜ’de sürem yetmedi ne yapmalıyım? Bu soruyu duyduğumuzda aklımıza gelen ilk şey kaygı problemi oldu. Kaygını yönetebilmek için hem profesyonel bir destek almak hem de bol bol deneme çözmek (özellikle bir kuruma bağlı olarak çünkü rakiplerin arasındaki konumu görmeye devam etmelisin) bu sorunu çözmene yardımcı olacaktır. Hem MSÜ hem de YKS’den tercih yapabilir miyim? Evet yapabilirsin. MSÜ için tercihler YKS sınavı öncesi alınıp fiziki yeterlilik sınavları da genellikle YKS tercihlerinden önce yapılıyor. Zamanlama olarak hem MSÜ hem YKS tercihi yapıp daha sonrasında sonuçlara göre tercihte bulunabilirsin. Sonuç olarak MSÜ ve TYT her ne kadar bazı yönleriyle oldukça benzer sınavlar olsa da özellikle askeri öğrenci olmayı düşünmeyenler için MSÜ sınavı sadece iyi analiz edilmesi gereken bir deneme niteliğindedir. Bu nedenle YKS’de iyi bir sonuç elde etmek isteyen herkes için sınavın doğru analizi ve kararlı çalışmalarla desteklenmesi, esas sınavı sonucunu pozitif etkileyecek hamlelerdir. Bu konuda yardıma ihtiyacın olduğunu düşünüyorsan Tuyun Akademi ile iletişime geçmek için hiç vakit kaybetmemeni öneririz. Bunun gibi faydalı birçok içeriğe ulaşmak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeyi unutma. 🎯

Sınava Hazırlık Rehberi

2026 LGS Öğrencisi İçin Yol Haritası

yazan Faruk Tolu 2025 Ara 30 tarihinde
2026 LGS Öğrencisi İçin Yol Haritası 2026 LGS’ye hazırlanan bir 8. sınıf öğrencisiysen, önünde hem heyecan verici hem de biraz stresli bir süreç var. Ama merak etme! Bu süreçte neyi, ne zaman ve nasıl yapacağını bilirsen başarı kaçınılmaz olur. İşte sana özel hazırladığımız adım adım LGS yol haritası ile sınav sürecini planlı, verimli ve daha az stresli geçirebilirsin. 1. LGS’yi Tanı: Sınavın Yapısı ve Önemli Tarihler Liselere Geçiş Sistemi (LGS), Türkiye genelinde 8. sınıf öğrencilerinin katıldığı, belirli nitelikli liselere yerleştirmede kullanılan merkezi bir sınavdır. Bu sınav sadece bilgi ölçmez; zaman yönetimini, dikkat seviyeni, stresle başa çıkma becerini ve stratejik düşünmeni de sınar. Bu nedenle LGS’ye hazırlanmanın ilk ve en önemli adımı, sınavın nasıl bir yapıya sahip olduğunu iyi anlamaktır. LGS, her yıl Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından iki oturum halinde uygulanır. Birinci oturumda sözel alan yer alır ve Türkçe, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Yabancı Dil derslerinden toplam 50 soru sorulur. Bu oturum sabah saatlerinde başlar ve 75 dakika sürer. Ardından kısa bir mola verilir ve ikinci oturuma geçilir. İkinci oturum sayısal alana aittir; Matematik ve Fen Bilimleri derslerinden toplam 40 soru bulunur ve bu oturum 80 dakikadır. Her iki oturumda da çoktan seçmeli sorular yer alır ve yanlış cevaplar doğruyu etkileyecek şekilde değerlendirilir (3 yanlış 1 doğruyu götürür). Her yıl sınav tarihi MEB tarafından genellikle Ocak ya da Şubat aylarında duyurulur ve sınav Haziran ayının ilk haftasında yapılır. Sınav tarihi kadar önemli bir başka tarih de tercih dönemi ve yerleştirme sonuçlarının açıklanacağı zamanlardır. Bu süreci takip etmek için MEB’in resmi duyurularını düzenli olarak kontrol etmek gerekir. 2. Verimli Çalışma Planı Nasıl Hazırlanır? LGS hazırlık süreci bir maraton gibidir ve bu maratonu sağlıklı şekilde tamamlayabilmek için düzenli, sürdürülebilir ve sana özel bir çalışma planı oluşturmak şarttır. Plansız bir şekilde çalışmak, zamanla motivasyon kaybına, konuların yetişmemesine ve eksik öğrenmelere yol açabilir. Bu yüzden hedefe ulaşmanın ilk adımı, doğru planlamadan geçer. İyi bir çalışma planı sadece “Günde kaç saat çalışacağım?” sorusunu yanıtlamakla kalmamalı aynı zamanda ne çalışacağın, ne zaman tekrar yapacağın, hangi konulara daha çok zaman ayırman gerektiği gibi detayları da içermelidir. Bunun için önce eksik ve güçlü olduğun dersleri belirlemen faydalı olur. Örneğin, Türkçede oldukça iyiysen ama Matematik konularında eksiklerin varsa, haftalık programında Matematik’e biraz daha fazla zaman ayırman gerekir. Her öğrencinin verimli olduğu saat aralığı farklıdır. Kimileri sabah daha iyi odaklanırken, kimileri öğleden sonra daha aktif olur. Kendi biyolojik ritmine uygun saatlerde çalışmak, daha kısa sürede daha fazla verim almanı sağlar. Ayrıca, günlük programında sadece ders saatleri değil, mola ve dinlenme zamanları da yer almalıdır. Beynin belli aralıklarla dinlenmeye ihtiyacı vardır; bu hem bilgiyi kalıcı hâle getirir hem de motivasyonu yüksek tutar. Plan hazırlarken hedefli ve ölçülebilir olman önemlidir. “Bugün Fen çalışacağım.” demek yerine “Bugün Fen’den elektrik konusunu bitirip 20 soru çözeceğim.” gibi belirgin hedefler koymak seni hem motive eder hem de kontrol duygunu artırır. Gün sonunda ne yaptığını görmek, sana “başardım” hissi verir. Haftalık planlar hazırlamak genellikle daha etkilidir çünkü bu sayede hem günlük esneklik sağlarsın hem de büyük resmi gözden kaçırmazsın. Her hafta sonunda planını gözden geçirmek, o hafta eksik kalanları fark etmeni ve bir sonraki hafta için daha sağlam adımlar atmanı sağlar. Kısacası, LGS’ye giden yolda çalışma planın bir pusula gibidir. Ne kadar sağlam ve gerçekçi bir plan yaparsan, hedefe o kadar emin adımlarla ilerlersin. Kendine uygun bir tempo, düzenli tekrarlar ve ölçülebilir hedeflerle oluşturulan bir plan, seni başarıya yaklaştıracaktır. 3. LGS’de Netleri Artıran Teknikler Sınavda başarılı olmak sadece çok çalışmakla değil, doğru tekniklerle çalışmakla mümkündür. Zamanını iyi kullanmak, dikkatini korumak ve doğru stratejilerle ilerlemek netlerini gözle görülür şekilde artırabilir. Yanlışlarına Önem Ver Deneme sınavlarından ya da çözdüğün testlerden sonra yanlış yaptığın sorulara mutlaka geri dön. Hatalar sadece eksikleri göstermekle kalmaz, aynı zamanda sana en çok öğrenme fırsatı sunan anlardır. Yanlışın sebebini not almak (konu eksikliği mi, dikkat hatası mı), aynı konudan benzer sorular çözerek pekiştirmek, kendine bir “yanlış defteri” ya da “hata klasörü” oluşturmak gibi alışkanlıklar kazan. Bu alışkanlıklar, özellikle tekrar eden hataları önlemende çok etkili olacaktır. Paragraf ve Problem Sorularına Özel Çalış LGS’de en çok zaman alan ve hata yaptıran sorular genelde paragraf soruları (Türkçe) ve problem soruları (Matematik) olur. Bu yüzden bu iki alanda özel çalışmalar yapmalısın. Her gün en az 5-10 paragraf sorusu çözmek, matematikte farklı tipte problem sorularına (yaş, oran, hız, kar-zarar vb.) odaklanmak bu sorularda hem okuma hızın hem de çözüm mantığın gelişecektir. Süre Tut ve Zaman Yönetimini Geliştir Sınavda zaman baskısı, doğru bildiğin soruda bile hata yapmana neden olabilir. Bu nedenle test çözerken süre tut (örneğin: 20 dakikada 20 soru gibi), önce konu tekrarını yap, sonra süreli test çözerek öğrendiklerini pratiğe dök, deneme sınavlarını gerçek sınav süresine göre çöz. Böylelikle zaman yönetimini geliştirerek sınav günü stresini yönetebilir ve özgüvenini artırabilirsin. Deneme Sınavlarını Stratejik Kullanın Sadece deneme çözmek değil, denemeyi analiz etmek seni ileriye taşır. Deneme sonrası doğru, yanlış, boş sayını çıkar, yanlışların hangi konudan geldiğini yaz, her deneme sonrası kısa bir analiz yap. “Hangi soruda zaman kaybettim? Hangi bölümler zordu?” sorularını cevapla. Böylece her deneme, seni bir adım daha yukarı taşır. Konu Tekrarları ve Mini Testlerle Pekiştir Yeni konuları öğrendikten sonra onları unutmamak için küçük tekrarlar yap. Örneğin, öğrendiğin bir konunun ertesi günü 5 soruluk mini test çöz, haftanın sonunda tüm konularla ilgili kısa tekrarlar yap, bu sayede “öğrenip unutma” döngüsünü kırarsın. 4. Son 3 Ay: Motivasyon ve Stres Yönetimi LGS’ye üç ay kala öğrencilerin büyük bir kısmında yorgunluk, stres ve kaygı artmaya başlar. Artık konular büyük ölçüde tamamlanmıştır, deneme sınavları sıklaşmıştır ve sınavın yaklaşması daha somut bir şekilde hissedilir. Bu dönemde yalnızca akademik hazırlık değil, psikolojik denge de son derece önemlidir. Çünkü bilgi birikimin ne kadar fazla olursa olsun, sınav anında heyecandan odaklanamıyorsan ya da motivasyonun düşmüşse performansın olumsuz etkilenebilir. Bu süreçte kendine karşı gerçekçi olman gerekir. Her denemede yüksek netler beklemek yerine gelişime odaklanmalısın. Küçük ilerlemeler bile senin için değerli. Bir gün önceye göre sadece bir net artış bile senin doğru yolda olduğunu gösterir. Zorlandığın günlerde kendine yüklenmek yerine kendine şefkat göstermek seni psikolojik olarak güçlü kılar. Bazen sadece durmak, nefes almak ve yeniden başlamak gerekir. Çalışma rutinini bu aylarda düzenli hale getirmek önemli olsa da kendini çok katı kurallarla sıkıştırmamalısın. Her gün aynı saatte ders başına oturmak beyni disipline ederken, gerektiğinde esneklik gösterebilmek de sürdürülebilir bir hazırlık süreci sağlar. Aksi takdirde motivasyonun hızla düşebilir. Bu dönemde kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri ya da keyif aldığın bir müzik molası gibi küçük ama etkili dinlenme anları gününü daha verimli hale getirebilir. Sınav yaklaştıkça zihninde beliren olumsuz düşünceler normaldir. “Ya yapamazsam?” gibi sorular kafanı meşgul edebilir. Bu tür düşüncelerle savaşmak yerine onları fark edip geçmelerine izin vermek ve odağını neyi yapabildiğine çevirmek daha işlevsel olur. Unutmamalısın ki bu sınav hayatındaki tek belirleyici değil. Bu sadece bir süreç ve sen bu sürecin her adımında elinden gelenin en iyisini yapıyorsun. Ayrıca, bu dönemde içe kapanmak yerine duygularını paylaşmak iyi gelecektir. Ailenden, öğretmenlerinden ya da arkadaşlarından destek almak seni yalnız hissetmekten kurtarır. Kısacası, son 3 ayı hem duygusal hem akademik olarak dengede geçirmen, sınav gününde kendini hazır ve güçlü hissetmenin en etkili yoludur. 5. Sınav Gününe Hazırlık Aylarca çalıştın, yüzlerce soru çözdün, sayısız deneme sınavına girdin. Ve şimdi büyük gün gelip çattı: LGS günü. Sınav gününü iyi yönetmek, belki de tüm emeklerinin karşılığını almanda en kritik adımdır. Sınavdan bir gün önce artık yeni konu öğrenmeye ya da deneme çözmeye çalışma. Bunun yerine genel tekrarlar yapabilir, daha önce yanlış yaptığın sorulara bir göz atabilirsin. Ama zihnini yormamaya dikkat et. Akşam saatlerinde ekran süreni azaltmak, hafif bir yürüyüş yapmak ya da seni rahatlatan bir aktiviteyle ilgilenmek uykuya geçişini kolaylaştırır. İdeal olarak sınavdan bir önceki gece, saat 22:00 ila 23:00 arasında uyumuş olman dinç bir sabah için önemlidir. Sınav sabahı güne erken kalkarak başla. Midenin alışık olduğu, seni rahatsız etmeyecek hafif bir kahvaltı yap. Eğer kahvaltıda her zaman yediğin şeyleri tüketirsen mide problemlerinin de önüne geçmiş olursun. Sınav günü yeni bir yiyecek ya da içecek denemek risklidir. Sınav yerine gitmek için evden biraz erken çıkmak hem ulaşım stresini azaltır hem de seni zaman baskısından korur. Yanına kimliğini, sınav giriş belgeni, yedek kalem ve silgini almayı unutma. Bu gibi küçük hazırlıklar sınav sabahı ekstra güven hissi sağlar. Okula ulaştığında etrafındaki atmosfer seni tedirgin edebilir. Bazı öğrenciler çok konuşur, bazıları aşırı heyecanlıdır. Bu tür ortamlarda kendi içine dönmek, sakin kalmak ve sadece sınava odaklanmak daha iyidir. Sınav başlamadan önce birkaç derin nefes al. “Aylarca çalıştım, elimden gelenin en iyisini yapacağım.” diyerek zihnini sakinleştir. Unutma, sınav anında heyecan duyman çok doğal. Ancak bu heyecanın seni ele geçirmesine izin vermezsen birkaç dakika içinde dikkatin toparlanır. Sınav sırasında bazı sorular zor gelebilir. Hemen moralini bozmak yerine, o soruyu geçip diğerlerine devam etmek stratejik bir yaklaşımdır. Zaman yönetimini dengeli kurarsan her soruya gerektiği kadar odaklanabilirsin. Sınav günü aslında senin performansını göstereceğin bir fırsat. Sonuç ne olursa olsun, bu sürecin her adımında emek verdin ve çok şey öğrendin. Kendine güven ve unutma: Bu sadece bir sınav, ama senin çaban çok daha büyük.